Umumun düşkünü olduğu bende tiksintiye yakın bir etki doğurur. Kendi adıma! Trend olan ne varsa aksi yöne kayarım ışık hızıyla. Anarşist ruhum kabarır böylesi durumlarda. Bir türlü gerçekten içime sindiremem üstüme iliştirilenleri. Açıktan açığa yahut gizliden gizliye dayatılanlara kabulümdür diyemem. Olsa olsa kaçmama vesile olur sebep olan ne varsa.
Özel günlere hissiyatım da bu şekildedir. Bizim evde doğum günleri kutlanmazdı, kim ne zaman doğmuş bilinmezdi. Doğum günlerinin diğer günlerden ayrı tutulduğuna dair tek aşinalığım televizyonda şahit olduklarımdı. İstanbul'a geldiğimde ise canlı şahidiydim doğum günlerinin ne denli ciddiyetle ele alındığının. Aldırmadım. Başkasının doğum gününü içtenlikle kutladım lakin sıra bana gelince, tek başına kutlama kelimesi bile bir kaç beden büyük durdu bende. Kendimi alışmaya zorlamadım. Olmadı. Hepten bıraktım. Dolayısı ile ne benim doğum günüm kutlansın beklerim, ne de ben kimsenin doğum gününü bilirim. Çok nadirdir tarihleri aklımda tuttuğum. Lise yıllarında Takdir belgesinden başka şey almayan bu müstesna insanın, kopya çektiği tek ders olmuştur Tarih nitekim.


















