Blog Kardeşliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Blog Kardeşliği etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Şubat 2011 Perşembe

İtiraflarım!

Geri dönüş yapmam gereken mimler, sobeler, ödüller çığrından çıkmış vaziyette bende. Hesabını tutamadığım, kimden, nerden geldiğini asla ve kat'a hatırlamadığım onlarca şey var yanıtlamam gereken biliyorum, hissediyorum! Kimi zihnimde, kimi taslaklarımda, kimi notlarımda duran ve kimi de ne yazık ki boşlukta salınan. Buraya yazı yazacakken içimdekini yazmadan edemiyorum. Kendim berbat hissederken başka şeye odaklanamıyorum. Misal son bir kaç gündür yaşananlara binaen sıradan şeyler yazamıyorum, yazmayı düşünsem bile bundan haya ediyor ve kendimi çekiyorum. Dolayısı ile gelen ne varsa erteliyorum da erteliyorum. Ve öyle bir hale geliyor ki içlerinden çıkamıyorum. Üstelik ben yazana dek çoğunun  üstünden çok zaman geçmiş, çoğu rafa kaldırılmış, çoğu manasızlaşmış oluyor.  Sadece koca bir yük gibi  sırtımda duruyorlar. Ve sonunda pes dedirtiyorlar bana. Sanırım çoğunu bu saatten sonra yazamayacağımı kabullenmem gerekiyor. Bana gönderi yapan herkesten de bu vesileyle özür diliyorum. Hatırladıklarımı ve taslaklarımda duranları yazmaya inandırarak kendimi yola devam ediyorum. 

Sevgili Sezom, bugünkü yorumuyla bana hatırlatıyor durumu bir kez daha. İrkilmeme, silkinmeme ve artık durumu kabullenmeme sebep oluyor. Kendisi gönüllü terapistimdir. Ürüne bakıp da terapiye çemkirmeyiniz zira onun terapisi olmasa anlık bile iyileşme göstermeyebilirdim. Bana iyi gelecek sihirli kelimeleri az değildir.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Olağanüstü Bir Gün!

Dün akşam sıkıntıyla uyudum. Libya'daki olaylar, Pepela'dan bir kaç gün önce -burada olaylar başlıyor- diyen bir mail alıp bir daha haber alamamak, günler sonra gelen sarsıcı mail ve çılgın bir trafik peşisıra, mail bombardımanları, yorumlar, ardından Pepela'dan gelen telefon,  ilk konuşmamızın bu şartlar altında gerçekleşmesi, yanısıra konuşmanın çok sıcak geçmesi, onu canımdan can gibi hissetmem, derinden üzülmem bir tuhaf yaptı beni. Sarhoş gibi idim. Ne, ne dediğimi biliyordum, ne de, ne yaptığımı. Kendime, evime, çocuklarıma uzak mı uzak idim. Gece o uzaklıkla ve o dumanlı başla uyumaya gittim. Uyudum, uyandım. Sabahı ettim. 

Görüşüm netleşmemişken daha bilgisayarı açtım. Bir haber var mı bakındım. Zor bir gece olacak demişlerdi Libya için. Endişeli idim. Çıkabilmişler miydi? Diğer gelişmeler neydi? Sabah rutinimi sersem sepelek tamamladım. Kerim'e 2 kaşık mama, 2 mail yoklama, 2 kaşık mama, yorum yoklama şeklinde bitti. Selim'i hepten kendi haline bıraktım. Olmazsa olmaz sabah kahvemi içmeyi  bile unuttum. İşlere koyulmaya hiç mecalim yoktu lakin görüşmeye gelecek bir oyun ablası vardı. Bilgisayarı devamlı yoklayarak, televizyon devamlı açık, işe başladım.

22 Şubat 2011 Salı

Pepela'mız Kurtuldu, Müjde!

Sabahtan beri laptopun başından kalkmadım desem yeridir. Yemek dahi yiyemedim. O insanlar aç bilac, susuz ekmeksiz iken yemeği boğazımdan indiremedim.. Biraz önce kriz masasını aramak istedim. Lakin oradakilerin en yakınları dururken ben telefonu meşgul etmeye çekindim. Uzun zamandır bu kadar tv izlemedim. Devamlı haberleri takip ettim. Ve az önce Ntvmsnbc'yi okudum. Libya'dan sürünerek kaçanları yazıyordu. Dikkat kesildim. 250 kişiden bahsediliyordu. Ve kızından bahsediliyordu hatta ta kendisinden Pepela'dan... Pepela'dan yana müjdeyi aldık, darısı cümle darda olanların başına... Ve kalanlar zulme uğramadan kurtuluşa ersin inşaallah!

Yumru

Günlerdir derin bir sıkıntı çökmüştü üzerime, isimlendiremediğim. Önceleri rutin sıkıntılarımdan sandığım, salt kendi hayatımla bağdaştırdığım. Ya da öyle olduğunu varsayıp ötelemeye uğraştığım, hafife aldığım. Oysa derinlere insem bilebilirdim ki; durum benden çok öte, benden çok ziyade idi. Evet, kendi hayatım sözkonusu olsa cüz-i iradeyle içine girebilir, kısmen değiştirebilirdim içimde ve dışımda gelişenleri, lakin bu kez hissettiğim büyük bir irade idi ki, benim zerre kadar etkileyemeceğim. Kolumun kalkamaz hale gelmesine sebep olan, kafamı allak bullak eden, yere ve göğe sığmama engel olan sıkıntının verdiği bulanıklık berraklaştı bugün. Etraf aydınlandıkça sıkıntı -lök- diye ortada kaldı. 

Ben orman yangını haberlerini izleyemem mesela. Ağaçların yanması ta içerimin yanması gibi gelir bana. Şehit haberlerini izleyemem. Masumların, mazlumların katledilmesini izleyemem. Bazen kendime -kaçıyor olmaktan- dolayı kızarım ama izleyemem, çaresizlik hissinden, derin üzüntüden ve akabinde rutin işlere doğallıkla girişmekten ve gide gide bu haberlere aşina olup hissizleşmekten korkarım, kaçarım esasen.

3 Şubat 2011 Perşembe

Mükemmel Bir Gün!

Eminönü'dür, keçedir diye söylenmekten yedim bitirdim ya kendimi; lakin dün yaşadıklarım bana bir kez daha öğretti ki; herşeyin hayırlısı söylemini öze indirmeyi başarmalıyım en evvela. Neden mi? Düne kulak vermeli.

Bir süredir ertelediğim Selim'in ilk göz muayenesini vardı dün ve geç kalmıştık. İlter evden çalışacaktı, lakin işleri çok fazlaydı, ama bir kaç saatliğine Kerim'e o bakacaktı. Eminönü'nden beri çantamı, cüzdanımı kullanmamıştım, çantaları değiştirdim, cebime sıkıştırdığım paralarımı aldım, sanıyorum cüzdanıma sıkıştırdım. Selim'in ayakkabısı, cırtcırtları, beresi, benim çantam, telefon vs derken gene apar topar, pür telaş evden dışarıya zor attık kendimizi. Kapıya çıktıktan sonra taksi durağını arayabildim ancak. Ve taksi yoktu. Yürüdük Selim'le ana caddeye bir kaç adım. Sabahın ilk saatleriydi ve kar yağıyordu. Caddeden karşıya geçtik, taksi bulamadık, tekrar karşıya geçtik ve nihayetinde bir taksi edindik.

18 Ocak 2011 Salı

La Vita E Bella!* Oh La La!

Bugün Selim'in ateşi tamamen düştü. İki gündür ağır derecede hasta olan Selim kendine geldi. İki gündür süregiden uykusuzluğum 5 saat sınırına ulaştı ve ben de kendime geldim. İki gündür -Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi- sözünü tescilledim. Ve -Ah!- dedim, -keşke o karmaşa ve kaosa şükretseydim! Velhasıl gözümü açtığımda, alev gibi yanan teniyle, kıvranarak değil de, ılık teniyle , misler gibi uyuyan Selim'le güne başlamak pek bir sevindirdi. 

Yanısıra boyuna kapı zilimiz çaldı. İlkinde İgdaş'tan bir görevli geldi. Yanlışlıkla bize kesilen 1.500 TL tutarındaki fatura ve gaz kesme ihbarnamesini düzeltmek için. Şükürler olsun ki sorun giderildi. İkincisi bir kargo firması idi. Sevindim, zira önemli birşey vardı beklediğim. Ancak gelen Maliye'den bir ihbarname idi. 2009'da taa Diyarbakır'da bana kesilmiş bir cezanın ihbarnamesi. Neyse ki önemli bir tutar değildi. Lakin neyle ilgiliydi, ne zaman oraya gitmiştim de vergi cezam kesilmişti hiç bilemedim. Sorularınız için bizi arayın, dedikleri telefon da hep meşgul olunca öğrenme işini yarına erteledim. Üçüncüsü oyun ablamız geldi. Selim pek keyiflendi. Odalarına çekildiler. Ve dördüncüsü günümü gün etti.