9 Ekim 2010 Cumartesi

Caillou Psikozu

Çocukların da, ebeveynlerin de pek sevdiği, annelerin çocuklarını televizyonda o varken rahatça  başbaşa bırakıp, işlerine bakabildikleri, sıcak, sevimli, güzel ahlaklı Caillou. İddia ediyorum Selim bir çok güzel davranışı Caillou'dan edindi. Uzunca bir süre kendisine Kayu dedirtti. Uzunca bir süre Caillou gibi -annecim, ta-maam!- diye vurguladı sözcükleri. Rica etmeyi, teşekkür etmeyi ve daha bir çok nezaket kuralını Caillou'dan öğrendi.


Uzmanlarla hazırlanan bu çizgi dizinin bir çok çocuğun karakterine yaptığı olumlu etki yadsınamaz.  Ben bile oturup zevkle izliyorum, belki yüzlerce kez tekrarlanan bölümlerini. Mutlu bir ailede, mutlu bir çocukluk  geçirmenin resmi adeta.  Kısmen gerçek hayata denk düşen izdüşümleri ile çocuğa da, anne ve babaya da, hatta büyükanne, büyükbabalara bile yol gösterici niteliğinde, bazen. Mesela Caillou'nun annesinin ev kıyafeti ve hafif göbekli hali bile mesut etmeye yetiyor beni, zira benim hayatıma uygun düşüyor bu hali. 

Başlarda körü körüne bağlılık gösterdiğim bu dizinin beni korkutan çok tarafı olduğunu fark ediyorum günden güne. Zira Selim büyüyor, algısı değişiyor, akıl yürütüyor ve kendi hayatına uyarlıyor izlediklerini. Caillou Kanada yapımı bir çizgi film ve yaşayış tarzları da yaşam koşulları da ona göre. Örneğin bizim evlerimizin Kanada tipi aile evleriyle uzaktan yakından ilgisi yok. En azından benimkinin ilgisi olmadığı kesin. Nitekim 3 odalı sıradan bir apartman dairesinde zar zor sığışarak yaşıyoruz. Çocuklarımızın ayrı ayrı odaları, yetmedi bir de oyun odaları yok, devasa bahçelerimiz, rahatça bisiklete binebildikleri, paten kayabildikleri tertemiz sokaklarımız da yok. Bizde Kanada yaşamının vazgeçilmezi olan,  sık sık doğaya karışma, pikniğe gitme, kamp kurma yok, kayak, kızak faaliyetleri  ise hiç yok. Bahçede barbekü partileri de yok, pinatalar da yok, buz hokeyi de, beyzbol da pek yok. Selim bu çizgi filmi izlerken yaşamın bu faaliyetlerden ibaret olduğunu sanacak diye korkar oldum son zamanlarda. Nitekim "Anne, biz de kamp yapmaya gidelim.", "Anne ben de buz hokeyi oynamak istiyorum." vs. gibi cümleleri sıralıyor gün içinde. "Oğlum, biz de o tip şeyler pek yapılmıyor!" demekten dilimde tüy bitti. Bazen de utanıyorum artık o yok, bu yok, hatta bu da yok, demekten.

Özgüven sahibidir Selim. Oysa şimdi Caillou'yu izlerken aşağılık kompleksiyle tanışma tehlikesi mevcut. Caillou uçağa biniyor ve hostes  ismiyle hitap ediyor ona, pilot desen pilot kabinine davet ediyor onu, ya da polis arabasına bindirip anons yaptırıyor, itfaiyeci yanına alıyor, makinist trenin düdüğünü çaldırıyor, okul servisinin şoförü öylesine okula götürüp getiriyor kısaca özne hep Caillou oluyor. Ve diğer çocuklar figüran oluyor hep. Oysa uçağa sayısız kez binen Selim'in pilotla tek ilişkisi duyduğu ruhsuz anonstur. Polislerle sıcak teması nispeten olmuştur. O da pasaport işlemlerimiz sırasında kurduğu diyaloglar vesilesiyledir. Servis şoförü, değil okula öylesine götürmek, mecburen götüreceği  çocuğu götürmeye imtina etmektedir.

Bir de Caillou'nun annesi ile kendi annesini karşılaştırma tehlikesi vardır Selim'in; ki en çok korktuğum da budur. Zira bir tarafta sonsuz hoşgörülü, her daim yumuşacık ses tonuyla konuşan, hep anlayışlı ve ilgili  bir anne profili, bir yanda bir hoşgörülü-bir tahammülsüz, bir sakin-bir çıldırmış, genelde deli, tutarsız, işlere boğulmuş bir anne profili vardır. Dilerim bunca akıl yürüten Selim, Caillou ile kendini de karşılaştırır da soğumaz annesinden. Nitekim Caillou berbat davranışlarında ısrarcı değildir asla.

 -Caillou kardeşine öyle davranmamalısın, der annesi mesela.
-Ta-maaaaaaaaaaam! der, çekilir gider Caillou'da..Bir daha da tekrarlanmaz o berbat davranış.
 Oysa bizde öyle mi ki?
-Selim, kardeşine öyle davranmamalısın!!! Selim cevap dahi vermez, kardeşinin orasını burası sıkmaya ve çimdiklemeye devam eder.
-Oğlum yapmasana, bak ağlıyor kardeşin! Selim gene aldırmaz. Kardeş canhıraş bir biçimde ağlar.
-Selim yapmasanaaaa! Bağrılınca silkinen Selim, korkarak kaçışır odasına.

Bir de bilmediği şeyleri fark etmesine sebep oluyor seyrettikleri. Mesela gökgürültüsünden korkmayan çocuk, bundan korkan Caillou'yu görünce böyle bir korkunun farkına varıyor. Sonra  geceleri odasında yalnız kalmaktan, karanlıktan, gölgelerden korkulabileceğini farkediyor. Bir de utanma duygusu var, kendine zar zor uydurmaya çalıştığı Selim'in. Selim oldukça girişkendir. Kimseden çekinmez, hemen konuşmaya girişir. Şimdi Caillou'dan edindiği bu saçma duyguyu kendi üzerine oturtmaya uğraşıyor. Biri -merhaba-dese cevap vermiyor ve -ben utanıyorum anne-diyor muzır bir şekilde gülümseyerek. Ona ısrarla birilerinden utanmanın anlamsız olduğunu, insanın yaptığı kötü davranışlardan, sarf ettiği kötü sözlerden yahut mahreminin başkaları tarafından görülmesi durumunda utanmasının anlamlı olduğunu anlatmaya çalışıyorum. Aslında iyi niyetle, öğreti amacıyla verilen bu bölümler; bu tip davranışlara sahip olmayan çocukta saçma sapan bir şeye dönüşüyor, yapmacık ve zoraki korkular, davranışlar çıkıyor ortaya. Dilerim zorlaya zorlaya kalıcı hale getirmez bu tip davranışları.

Düşününce bir kez daha farkediyorum ne denli harika olursa olsun bir film, çocuğa tek başına izlettirilmemeli. Hatta bir kere beraber izledim, sorun yok, deyip sonrasında çocuk başbaşa bırakılmamalı o şeyle. Zira her an büyüyüp, değişen çocuk bir an etkilenmediği bir olaydan bir başka gün etkilenebiliyor. En iyisi bir yetişkinle ve aktif bir biçimde seyrettirilmeli. Ve çocuğun hassasiyetine göre gerekli yerde müdahale etmeli hemen. Uyanık olmalı velhasıl.


44 yorum:

annelili dedi ki...

Ne güzel anlatmışsın artılarını ve eksilerini.Birşey itiraf edeyim mi ben o çizgi filme gıcık oluyorum. Hiç kızmayan ebebeyler, çok yetenekli büyükanne, babalar, hemen ikna olan çocuklar... Yok böyle birşey...

New York'tan dedi ki...

Harika gozlemlemisin, Calliouyu Mirzahan cok izlerdi, bir donem onunla buyudu, kitaplari hala mevcut Ahrar icin :) dedigin gibi hepsi bize tipa tip uymuyor, yasayis sekilleri hobileri ama gorgu kurallari olarak egitici ben en cok baba hayrandim evde tum isi yapiyordu evi isi cocularin bakimi :)

Deli Anne dedi ki...

Annelili; Selim'in değil yetenekli bir büyükannesi, sadece ilgili bir büyükannesi bile yok iken. Bir ara büyükanne gibi resim, el işi vs. yapan teyzesine "sen benim büyükannem misin?" bile demişti. O açığı kapatmak istercesine.

Hemen ikna olan çocuklar evet pek suni zaten:)

Sevgiler.

Deli Anne dedi ki...

New York'tan; ooo evet her şey ve herkes bir yana, baba bir yana. Masal gibi bir şey Caillou herhalde :)

ONLARUYURKEN dedi ki...

hayırlı sbahlar
ne güzelanlatmışsın Caillou yu ve düşüncelerini..
yine kendine aşırı yüklenmişsin(lütfen bu iyi anneyi biraz rahat bırak
)
Caillou bizim evde de 3 yaşındaki oğlumun en sevdiği film gece bahçesinden sonra.şu yazını okuduktan sonra daha dikkatli olurum herhalde.
bizim evde tv de çekmiyor bilgi sayara kızım yükledi ordan izletiyorum.
tüm güzellikler sen ve sevdiklerinle olsun

Deli Anne dedi ki...

OnlarUyurken; hayırlı sabahlar sana da. İnsan annelik konusunda hiç tatminkar olamıyor belki de ondan be OnlarUyurken. Tamam, her işin üstesinden geldim hakkıyla, diyen bir anne var mıdır acep:)

Sevgiler, selamlar

Nihan dedi ki...

güzel ve yerinde tespitlerle dolu bir yazı olmuş.sevgiler.

Deli Anne dedi ki...

Nihan Sarı; merhaba ve teşekkürler.

---!Fashion Passion!--- dedi ki...

caillou hakkında bu kadar yerinde yorumlar okumamıştım, çok doğru olmuş, bayıldım bloguna, bnmkine de beklerim
http://aycatugce-tuna.blogspot.com/

Adsız dedi ki...

mrb deli anne fazlazamanımolmadıgı için cok ayrıntılı yazamıyorum,fakat bu attar konyada ben şimdi konyaya gidiyorum.ulaşabilirsem,sana tel alayım,sen nasılsa trdesin görüşürsün.fakat selinka111@gmail.com mail adresini at tr den gelince sana mail atayım inş.nasip olursa.sevgilerle öptüm canım.

karmaşıksarmaşık dedi ki...

Ah benim psikopat zamane annem...niye bu kadar ince düsünürsün anlamam..su beyninin kullanmadigin kisimlarinin salterini indirsene...Cocugumuzun psikolojisi bozulacaksa, birak onu Caillou bozsun...Biz "Clementine" ile büyümüs kusagiz (hem korkar ,hem de nasil soluksuz seyrederdik) ...Ates topundaki adami unuttun mu???Acaba annelerimiz de böyle endiselenir miydi bizim icin????? Cicek kiz vardi ,sonra seker kiz Candy ...Antony ile evlendi...Bunu duyan Lisa....Kiskancliktan geberdi..Sonra bi de Georgie vardi ,üvey abileri ona asikti..Evlerden irak...simdi yayinlansa bu cizgi film , bütün zamane anneleri ayaga kalkar herhalde...
Vites kücült bakiyim...Yarin ne pisirsem????

Deli Anne dedi ki...

!Fashion Passion!; merhaba ve teşekkürler güzel sözlerin için.

Deli Anne dedi ki...

Selinkam; dilerim acil bir durum yoktur. Sana mail atarım. Öperim canım, iyi seyahatler.

Deli Anne dedi ki...

Karmaşığım; canım, bi danem, daha çok sevgi sözcüğü dizmek istiyorum sana:) Ne güzel yerlere temas edip içimi rahatlatıyorsun canım arkadaşım.

Klementin nontu sonnö büblöööö.. diye bir müziği vardı di mi:) kabus gibiydi.. ben korkunç bir kadın hatırlıyorum onda...Hakkaten biz bunu bile izledik de kimse -gık-demediyse ve bizler de piskopat olmadıysak (benim için şüpheli ama) çok da abartmayayım deil mi:)

ay arkadaşım burdan bişi itiraf etcem sana.. sanırım georgie deydi. Bu kız bir yerde donmak üzre idi. sona ölmek üzre mi ne? yanında bir genç yanına yatıp ısıttı onu. ama çıplaklardı. neyse.. ben o zaman anlamadım ama çok sonra o kare mana kazandı bende.. ehehe..ne çocuk filmi ama

Adsız dedi ki...

Kayyu her ebeveyn tarafından sevilmiyor ama :) Pedagoglarda kayyuyu sevmez pek. Artıları çok ama öyle bir aile ve çocuk sadece çizgi filmlerde olur..

Deli Anne dedi ki...

Syrakusa; merhaba. Öyle melul bir aile ve öyle uysal bir çocuk çizgi filmlerde olur ancak, haklısın.

Sevgiler.

Yelish dedi ki...

anlasilan ben blogu simdi hatim edecegim :)
Cok haklisin
Amerika da ayni Canada gibi
Herkes saygi duyuyor cocuklara ,onlara yetiskin muamelesi yapiyor
Buyukler onlarla konusurken dizlerinin uzerine comelip,goz temasi kurmaya calisiyor.
Burda gordugum butun aileler Cailou'nunkinden farksiz
onun icin cocuklar o minik cizgi film kahramani gibi

Milena dedi ki...

DeliAney yine çok farklı bir açıdan bakmışsın.Yazılarını severek takip ediyoruz ailecek:)

Tjaala dedi ki...

benim kucuk kuzenim izliyor ve o da kendine kayu denilsin istiyor :D

Deli Anne dedi ki...

Salesh: :)

Tjaala: merhaba. İlginç diil mi, hemen hepsi aynı hisler içinde.

sevgiler

Burcu dedi ki...

Deli Anne sen benim düşüncelerimi mi okuyorsun? Böyle bir yeteneğin mi var?

Deli Anne dedi ki...

Burcu; çocuklar benzeşince durumlar ve hissiyatlar da benzeşiyor demek:)

Sevgiler.

Sanem dedi ki...

Bloğunuza tesadüfen rastladım birkaç gün önce. Gelip gidip okuyorum çünkü çok samimi yazıyorsunuz. Caillou postunu da okuyunca yazmadan duramadım. :) Benim kızım da 4,5 yaşında ve Caillou'dan karanlıktan korkmayı öğrendi. Gece ışığı açtırıp yatmalar, anne beraber uyuyalım demeler,... Bunu o çizgi filmden öğrendiğine eminim çünkü "anne Caillou karanlıktan korkuyor" diye yanıtladı ben sorunca. Oysa önceden böyle bir korkusu yoktu. Gel zaman git zaman karanlıktan korkmamayı da öğreniyorlar çünkü Caillou'nun karanlıktan korkmamayı öğrendiği bir bölümü de var. :))) İnşallah siz de rastlamışsınızdır o bölüme.

Deli Anne dedi ki...

Sanem, merhaba:) Bütün bölümlerini onlarca kez izlediğimize ve hatta dvdlerni bile aldığımıza göre mutlaka görmüşümdür ama net hatırlamıyorum nasıl birşeydi korkmamak ilgili olan bölüm. Dilerim Selim görmüştür ve de korkmamayı da öğrenmeye gayret eder, korkmayı öğrenmeye ettiği kadar.

Sevgiler.

Unknown dedi ki...

Duruyu bilmem ama benim psikolojimi bozuyor, onlar kadar sabırlı olamadığım için, eşimle sorumluluğu bu kadar güzel paylaşamadığımız için, bu kadar çabuk ikna edemediğim için, bu kadar çok gezdiremediğim için...... kendimi kötü hissediyorum seyrederken. Herşeyde olduğu gibi çocuklar içinde kendi toplum yapımıza uyan bir şeyler üretemiyoruz, onlar da bizim gibi başka toplumların hayatlarına bakarak, onların alışkanlıklarını doğru kabul ederk 'örnek alarak' yaşıyorlar.

Deli Anne dedi ki...

En kötüsü daha bu yaşta eziklik duygusu ile yetişicekler diye korkuyorum. Bizimki Dinzoor müzesine gidelim diyor, o bizde yok, kütüphaneye gidelim, okuma saatine, o bizde yok, hokeyoynayalım, o bizde yok.. artık kendine bir çözüm buldu; Biz Amerika'ya ya da japonya'ya gidicne gideriz olur mu, d,yor. Olur diyorum ben de:)Amerikayı anladım da japonya nerden çıktı onu bimiyorum ayrıca..

Işıl dedi ki...

VALLA SÜPER ANLATMISIN KAYU YU,BEN SINIR OLUYORUM ANNESINDEN YA Bİ KIZ ŞU ÇOCUĞA Bİ KIZ NE OLUR YANİİİİ

Unknown dedi ki...

caillou yu japonyayada götürmüştür annesi üüüühüühhüüüüü:(((

Deli Anne dedi ki...

Işıl: sözümona bize doğru davranıı öğretiyorlar.. en fazla yaptıkları biraz sert bakmak, o da bir kere felan galiba.. olanı değil de olmasını umut ettiklerini çiziyorlar vesselam.. ama bu arada olan bize oluyor..

İsoon: haklısın ya, onu da yapmıştır bu anne:)

sevgiler.

Unknown dedi ki...

Bu yazınızı ve yorumları okuyunca " ohh be tv seyretmiyor bari" dedim. Rahatladım. Üç yaşı bitirene dek Tv yasak bizde. Ama sonra... Ya sonraaaa.. Ne yaparım Tvden sonraa offf :)

Deli Anne dedi ki...

Hoşgeldin Nilüfer.. Seni burda görmek ne güzel. Ben yasaktan da korkarım aslında tam tersi ya hevesi arttırırsa diye.. kendim öyleydim çünkü.. kaçınılmaz birşey tv bizim için ne yazık ki.. hele benim oğlumla.. belki yanında, anlatarak, irdeleyerek izlemek işe yarayabilir.

KUZEY TAN dedi ki...

Ben o çocuğu ilk gördüğümde inanılmaz bir bölüm gördüm yalan yanlış tercüme edilmiş.Fırtınadan korkan orjinal de oyun öğretilen ama bizde Allahın gazabı diye dua ettirilen bir bölümdü. Soğudum. Oğlum şuan izliyor ama ben de seninle aynı şeyleri düşünüyorum. Ya oğlum polis arabasına binmek anos yapmak isterse. Polis onu kovar mı? Uçakta pilot kabine gitmek istese "güvenlik nedeniyle asla" derler mi? oğlum üzülür mü diye.Caillou kötü arkadaş mı iyi mi? Kanada, Avrupa da gösterilirken de bizdeki gibi 1 saat günde 3-4 defa mı gösteriliyormuş.Bu Caillou ne yapmalı kaynar kazana mı atmalı???

Selenden haberler dedi ki...

Merhaba, bloğunuzla bugün tanıştım.. tebrikler.. Yazıyı okuyunca sizin korktuğunuz şeyin benim başıma geldiğini yazmak istedim :) yazın kızım calliou izlerken bir kaç kez çok duygusallaştı ve "ben gidip calliou ile oynakmak istiyorum" diye daha önce hiç görmediğim bir şekilde ağladı ve bir keresinde de bana "sen git, calliou'nun annesi gelsin, seni istemiyorum" dedi :( ağlayım mmı, güleyim mi bilemedim :( ama o dönem sıkıntılı ve gergin olduğum bir dönemdi ve hatalı davranışlar içince olduğumu fark etmemi sağladı.. neyseki bir süredir yok böyle şeyler ve neyse ki bu aralar calliou dışında şeyler izlemeye başladı.. sevgiler..

Deli Anne dedi ki...

Kuzey Tan: O bölümden ben de hoşlanmamıştım. Sonra pek vermez oldular. Aslında faydalı olmasını ummuduğumuz bir film, olduğu yerler de çok ama karşılaştırma yapıldığı an tehlikeli.. Misal ben o annenin müşfikliğinden çok uzağım.. ya da şöyle diim; kimi zaman ondan daha müşfik, kimi zaman rezalet derecede çığrından çıkmış..

Selen: İşte yukarda dediğim şey: şimdiki çocuklar sahiden akıllı, muhakeme yetenekleri güçlü, elbette bakınca dyecekelr ki benim annem babam neden böyle değil? Yani bir sürü çizge filme göre çok nahif, çok nazik bir kahramana sahip ama bu gerçekçi olduğu için mi risk taşıyor bilemedim. En doğrusu beraber izleyip olmadık yerlerine müdahale etmek aslında. Yoksa faydası da çok yazıda belirttiğim gibi.

fındıkkurdu zehra dedi ki...

çok güzel gözlemlemişsin ve daha iyi anlatılamazdı.kızım daha 2 yaşında bile değil ama caillou lafları hep ağızında...

Esin dedi ki...

Deli anne ,şimdi seni okuyunca farkettim benim son derece sosyal olan ,herkese adını,kızını,işini bilmem nesini soran oğlum zaman zaman utanır sıkınır oldu ,acaba sık sık izlediği caillou nedeniyle mi ?
Ömer de çok sık seyrediyor caillouyu ,benim açıkçası onunla izlemek gibi bir lüksüm olmuyor,bu gibi vakitlerde ömer yüzünden çok da öpüp koklayamadığım muratı öpme durumunda oluyorum :)
Çok zormuş iki çocuk çoook :)
Ben caillouyu seviyorum,diğerlerine nispeten daha iyi ,ama haklısın beraber izlemek lazım ...

Deli Anne dedi ki...

Fındıkkurdu Zehra: ilginçtir tüm çocuklar seviyor, kesintisiz.. bir tür huzur mu buluyorlar acaba, ya da biz çok deşiniyoruz da onlar mutlu oldukları için mi izliyorlar, bilmiyorum doğrusu.

Esin: Zor evet çok zor.. hele böyle ikisini de korumaya, kollamaya, aman bir zeval gelmesn diye devamlı uğraşmaya adamışsa anne kendini çok daha zor.. biraz yayvan, genişçe olsak, aman bişeycik olmaz desek 6 çocuk da mümkün:)

Caillou ben10, bakugan gibilerinin yanında cennete girmek gibi.. çocukların hepsi sevdiğine göre de huzur buluyorlar yukarda dediğim gibi bence..

Ebru dedi ki...

Oğluş (Nehir İda) bayılıyor ama ben de deli oluyorum. O kadını alıpp 12 saat çalıştırmak, sonra eve gönderip yemek yaptırmak temizlik vs. işlerine gömmek ordan çıkartıp konuşturmak istiyorum. Bir de meşe zopaasıyla kıçına kıçına vurmak.

Müjgan dedi ki...

Ne güzel yazmışsın,içimden geçenleri... En çok da Callio'nun annesi endişelendiriyor beni,hatta geçen gün dayanamayıp "aa bu kadın hiç mi sinirlenmez" diye bağırmışım yüksek sesle, "boşver üzülme annecim, sen sinirlisin ama iyi bir annesin" dedi 8 yaşındaki kızım; anladı kıskandığımı :)

BUBUKUM dedi ki...

Doğru söze ne denir ki?Bu hususta yazmış olduğun her söze harfiyen katılıyorum.Biz maalesef ki tüketim toplumuyuz.Bir şeyi cılkı çıkana kadar elimizden bırakmıyoruz.Tüketiyoruz çarçabuk.
Hatta geçenlerde çocuklarla alışverişe çıkmıştık.Oğluma pantolon denemek için üzerindekileri çıkarttık.Satıcı Yasirin şortunun DA Caillou olduğunu görü,nce şaşırdı.Ben size dememişmiydim dedim :"İÇİMİZ DIŞIMIZ CAİLLOU OLDU"diye.
CaİLLOU NUN KOLBASTI OYNAYAN BEBEĞİNİ bile yapmışlar:)
Tek kalıp çocuk yetişiyor caillouyla.Konuşmayı Caillouyla öğrenen bütün çocuklar aynı tonlamayla konuşuyorlar.Çok abartmadan syredilmeli diye düşünüyorum.
Saygılar....

Kadına Dair Herşey dedi ki...

Merhaba,ben de severdim bu cızgı fılmı,cocuklarım kucukken seyrederlerdı,buyudukce ızlemez oldular,mukemmel bır aıle,mukemmel bır cocuk,mukemmel bır hayat...zamanla sinir bozuyor,çocukların da psikolojisi etkileniyor.Çizgi film konusunda ben de seçici olanlardanım,7 yıldır evime kola sokmadığım gıbı,her cızgı fılmı de seyrettırmıyorum.Nevar kı gıttıklerı yerlerde abuk subuk,canavarlı,perılı,kavgalı,psıkolojık dengeyı bozucu bır cok fılm ve cızgı fılm seyredılıyor,kapatmıyor evsahıbı ya da cocukları,cola cınsı yaz gelınce su gıbı tuketıyor gıttıgımız yerler,ben ıcmesem de cocuklara zorla verıyorlar,kızım zorla ıcmeye alısmaya calısıyor hala alısamadı,oglum sa onlara ozenıp ıcmeye calısıyor ısrarla,dıyecegım su kı cocuk yetıstırmek cok zor,her seyden ve herkesten tecrıt edıp yetıstırsen baska problem,ıcıce yetıstırsen baska problem.....sevıyelı dostluklar ve cevre olmalı kı ınsan cocuguyla gonul rahatlıgıyla buyusun,huzurlu olsun,sevgıler
http://cafemis.com
http://cafemis.blogspot.com

Derya dedi ki...

Yaaa bu Calioudan nedir cektigimiz millet iki para kazanacak diye cocuklarimizin psikolojisle oynuyorlar. Ben bile artik büyükanne ve büyükbabalarimiza gicik olmaya basladim, cok beklersin böyle aktiviteleri demeye basladim kendi kendime. Esim diyor ki bu adam niye hep evde (Caliounun babasi) calismiyor mu? :) Adamin isi gücü cocuklari olmasi gereken de bu aslinda ama hangi is erkenden bitiyor ve bu kadar güzel bir evde yasabilme imkani veriyor ki? galiba büyükanne ve büyükbaba yine destek oluyor. Velhasil oglusum daha anlamazken, ki konusmuyor ama cildiriyor Caliou icin, bir sekilde unutturmam gerekiyor. Kanali mi silsem bu seferde Laptoptan bakmak istiyor offfffffff

LiliMoli dedi ki...

caillou ideali temsil ediyor. bu nedenle hem guzel hem de zor. aynı mankenlerin vücuduna bakıp benimki neden boyle degil demek gibi bir sey seyrettikten sonra konustuklarimiz. ben neden boyle anne degilim demiyoruz allahtan:) babanin calismiyor olmasi degil de calisma saatlerini esnek tutmasi diyelim...bizde de marshmallow mesele olmustu ornegin. filmden sonra bu marshmallow bitkisini ve ondan yapilan bir tatli oldugunu ve bizim ulkemizde bu bitkinin olmadigini, uretilmedigini en fazla eti pufun yumusak kismini yiyebilecegini uzun uzun anlattik, hala da anlatiyoruz yeri gelince. bence olabilmesi mümkün ve olmasi gereken cocukla iletisimi saygiya dayali bir aile profili yapmislar ve evet bazen gercek otesi gibi gelse de bence mumkun boyle bir ortam ve aile ve sabır.

Deli Anne dedi ki...

İrem: teşekkür ederim uzun uzun yorumlamışsınız.. evet ideal bir aile, ama bizim yaşadığımızla ilgisi yok.. Bir kere ülkeden gelen farklılıkalr var.. bizde hangi baba ben iş saatlerimi esnek tutacağım diyebilir ki, en fazla mesai saatine sahip toplumlardan biriyiz. Keşke ordaki gibi güllük gülistanlık olsaydı hayatımız, evimiz, ilişkilerimiz.. Ama zannımca sıcak bir ortam çocukları sokuyor havaya:)