Şişmanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şişmanlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mart 2011 Pazartesi

Çalınmış Güzellik*

Dün, yüzümün eski günlerdeki gibi incecik olduğunu gördüm düşümde.  Dolayısı ile mütebessim bir giriş yaptım güne. Şimdiki zamanda, tam şu anda, zahmetsizce geri gelen narin yüzümün aksini görünce aynada, o tatlı hisle uyandım sabaha. Aynaya bakmadım tüm gün özellikle, o his içimde saklı kalsın diye. Şu his peydahlandı içimde bir de; Rüya olan dönüşecekti pek yakında gerçeğe. Diyetler, kısıtlamalar, zorlamalar, ikide bir tartıya çıkıp, bir sevinip iki ağlamalar olmadan, kendiliğinden, rahatça hem de. Ah, keşke!

Selim'den önce kilo sorunu nedir bilmedim ben. Ömrüm boyunca ince, narin, nazenin idim bildiğim. Anımsıyorum da bir zamanlar  kilo almaya dahi çalışmışım. Bendeki büyük fiziksel dönüşüm doğumdan sonra oldu. İlk 6 ayı saymazsak, 70 kilonun altını görmedim bir daha. Kiloların gideceğine dair yılgınlığa düşsem de ara sıra,  ümidimi korudum çoğunlukla. Lakin 5 yıl oldu, benim gündelik misafir addettiğim kilolar  önce yatıya kaldı, ardından ev sahipliğine soyundu. Şimdi bünyemle pek kaynaşmış vaziyette, istedikleri gibi fink atıyorlar dışarda ve içerde. Üstelik diyetler, diyetisyenler eşliğinde zar zor eksilen 10 kiloyu da, ikinci bebeği fırsat bilip geri kattılar bünyelerine. Ümitvarım, lakin Hipotrioidi hastalığı da eklenince üstlerine, yapıştılar iyiden iyiye ve ümidimi korumak güçleşiyor bu halde. Dolayısı ile pek kıymetli idi hissettirdikleri ile rüyamın kendisi.

26 Aralık 2010 Pazar

Retro Sevdası

Bazen  içimde yeni yetme bir kızın dolaştığı hissine kapılırım. Sonra yaşımı hesaplarım, anneliğimi düşünürüm ve kendi kulağımı çekmek zorundaymışım gibi hissederim. Bazen anneliğime ilk günlerdeki gibi hayret ederim. Bu çocuklar benim mi, derim. Şöyle bir iki adım geriye çekilip ikisini birden seyre dalarım. Yeniden, yeniden şaşarım. Bana kalsa ben olsa olsa yirmidördümdeyimdir. Beri yandan gençliğimden beri eskiye ve eskinin modasına düşkünümdür. Dönem filmlerini çok severim mesela. Özellikle 19.yüzyıl. Dehaların çağıdır bu dönem sanki. Kaldı ki içinde sadece Dostoyevski'nin olması bile 1800'leri sevmem için yeterlidir.  Yanısıra 50, 60, 70'li yılların içinde ne varsa severim. Bilhassa 70'li yıllara hevesim çok derindir. Renkler, giysiler, takılar, müzikler, arabalar, konserler, filmler, bütünüyle ilgimi çeken şeylerdir.

26 Kasım 2010 Cuma

Breakfast at Tiffany's Romantizmindeyiz!

3 haftadır ev dışındayız. Otel serüvenimiz devam ediyor. Temizlik, çamaşır, bulaşık, yemek gibi temel ihtiyaçlarımız sorunsuz gideriliyor, çocuklarla adamakıllı vakit geçirmek olası ancak 2  çocukla, tek başına kahvaltıya yetişmek bile ciddi bir gerginlik oluşturuyor. Selim, çoğunlukla uyumlu, anlayışlı, kendi halinde ve kendi başının çaresine bakmaya uğraşan, basit isteklerde bulunan, bunlar karşılanınca dünyanın en mutlu çocuğu olan bir portre çiziyor amma velakin Kerim alabildiğine çığırtkan.  Sabah kalkıyor, kahvaltısı, kakası, ilacı vs. derken bir kez daha uyumak istiyor. İstiyor istemesine de kolay uyumuyor, uyusa da hemencecik uyanıyor ve kahvaltı saatine illa ki uykusunu alamamış bir bebek olarak dahil oluyor. Ve malum olduğu üzere ortaya son derece çirkin bir tablo çıkıyor. 

29 Ağustos 2010 Pazar

BilimSelim - Sağlık

Selim 3 yaşına gelmeden daha Petersburg'dan İstanbul'a gelmiştik.  Kendini bildi bileli ince, uzun rusların içinde yaşayan Selim'in gördüğü en şişman insan ancak ben idim. Bu tatil sırasında oldukça şişman olan bir teyzemiz bizi ziyarete geldi. Bizim son derece aşina olduğumuz bu şişmanlığın Selim için son derece şaşırtıcı olabileceğini öngörememiş ve tedbirimizi alamamıştık. Teyze yerinden kalktığı an Selim çocukların o acımasız açıksözlülüğüyle "Oooooo, teyzeye baaak! Ne kadar büyüüükkk! Ayı gibiiii." diyerek herkesi bir anda donduran cümleleri sarfetmişti.