Çocuk eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2011 Salı

La Vita E Bella!* Oh La La!

Bugün Selim'in ateşi tamamen düştü. İki gündür ağır derecede hasta olan Selim kendine geldi. İki gündür süregiden uykusuzluğum 5 saat sınırına ulaştı ve ben de kendime geldim. İki gündür -Olmaya devlet cihanda, bir nefes sıhhat gibi- sözünü tescilledim. Ve -Ah!- dedim, -keşke o karmaşa ve kaosa şükretseydim! Velhasıl gözümü açtığımda, alev gibi yanan teniyle, kıvranarak değil de, ılık teniyle , misler gibi uyuyan Selim'le güne başlamak pek bir sevindirdi. 

Yanısıra boyuna kapı zilimiz çaldı. İlkinde İgdaş'tan bir görevli geldi. Yanlışlıkla bize kesilen 1.500 TL tutarındaki fatura ve gaz kesme ihbarnamesini düzeltmek için. Şükürler olsun ki sorun giderildi. İkincisi bir kargo firması idi. Sevindim, zira önemli birşey vardı beklediğim. Ancak gelen Maliye'den bir ihbarname idi. 2009'da taa Diyarbakır'da bana kesilmiş bir cezanın ihbarnamesi. Neyse ki önemli bir tutar değildi. Lakin neyle ilgiliydi, ne zaman oraya gitmiştim de vergi cezam kesilmişti hiç bilemedim. Sorularınız için bizi arayın, dedikleri telefon da hep meşgul olunca öğrenme işini yarına erteledim. Üçüncüsü oyun ablamız geldi. Selim pek keyiflendi. Odalarına çekildiler. Ve dördüncüsü günümü gün etti.

16 Ocak 2011 Pazar

Ayın Kitabı - Bayan Leylek

Pek kıymetlim, çok değerlim Odtü Yayıncılık'ın ödüllü kitaplar serisinden bir örnek daha: Bayan Leylek. Ben bu seriyi ne okumaya, ne seyretmeye, ne çözmek için uğraşmaya ve ne de anlatmaya doyamadım. Gerek hikayeleri, gerekse çizimleri ile bildik kitaplardan  ilk görüşte ayrılan, bu kıymetli seriden gene sıradışı bir hikaye. Bildiğimiz tanımların, kavramların dışına çıkmayı masalsı bir tatla ve çarpıcılıkla anlatılıyor. Gerçi bana çarpıcı gelen çocuk saflığıyla birleşince koşulsuz bir kabule ve zevke dönüşüyor Selim'den gözlemlediğim kadarıyla. Öğüt yok, akıl vermek yok, ahkam kesmek, çaktırmadan dayatmak da yok üstelik. Büyük oranda hayal gücü var  ve hayata farklı bir yerden bakmayı  salık veriyor sadece. Çocuk dünyası gibi tıpkı bu sebeple. Üstüne üstlük çizimler serinin diğer kitaplarında olduğu gibi sanat eseri  kıvamında.

9 Aralık 2010 Perşembe

Ayın Kitabı - Mutlu Kaplumbağa

Mutlu Kaplumbağa; Gene favorim Odtü Yayıncılık'tan çıkan, Bologna Çocuk Kitapları Fuarı 2004 yılı Avrupa En İyi Çocuk Kitapları Ödüllü seriden sevdiğim/sevdiğimiz bir kitap daha. Kitap için anasınıfı,1,2 dense de okuyorum ben Selim'e ve o da dinliyor keyifle. Sıradan hikayelerden uzak bu seri benim bile ufkumu açtı doğrusu. Günümüzde herşeyin çok hızlı olması sebebiyle kaçırdıklarımıza dokundurdukları açısından çok başarılı. Keşke ağırdan alabilsek biraz yaşamayı, her anı. Ya da gerçekçi olup bir kısmını diyeyim. 

Kitabın teması: Merak, deneme yanılma, çevre ve doğa sevgisi, arkadaşlık.
Konusu: Küçük kaplumbağa güneşi, ağaçları, nehri ve arkadaşlarını selamlıyor her gün. Çok mutlu. Bir gün yanından geçen bir tavşan ona "Neden daha hızlı yürmeyi denemiyorsun?" diyor ve olan oluyor..

14 Kasım 2010 Pazar

Ebe Sobe & 5N1K Anaokulu mu o da ne?

Sevgili Kaderdaşım Elif, nam-ı diğer Blogcu Anne beni sobelemiş Anaokulu konusunda.  Altından kalkar mıyım bilmem ama naçizane fikirlerimi yazayım istedim ben de. 
  • Çocuğunuzu kaç yaşında kreşe gönderdiniz yahut göndermeyi düşünüyorsunuz? Kreşe göndermek için beklediğiniz başka bir şey var mı? 

2 Kasım 2010 Salı

Birgün bir kitap okudum ve tüm hayatım değişti!

Orhan Pamuk'un Yeni Hayat kitabı bu cümle ile başlar, okuyanlar bilir. Kitabı on yıllar önce okumama rağmen, bu cümleyi hiç unutmadım nedense. Etkilendiğim her kitapta içimden tekrarladığımdan belki de. Kitaplar bir sevda bende. Okumasam da -orda bir köy var uzakta- misali olsunlar istiyorum hep yanımda. Kutuplarda yaşam misali, yılın ilk 6 ayını hiç kitapsız, yılın son 6 ayını da kusana kadar kitaplara gömülerek geçiririm. Nefesim kesilerek okurum da okurum. Haliyle vazgeçilmezlerimdir kitaplar. Bu sevda Selim'e de geçti tabiatıyla. Onu alıp saatlerce kitapçıda zaman geçirdiğim çoktur. Kardeşinden önce elbette. Koku delisi Selim'in en sevdiği koku, kitap kokusudur mesela, annesi misali. Geçenlerde Elif Şafak Twitter'da yurt dışında bir çok ülkede uygulanan Okuma Grubu gibi bir grup oluşturmak isteyip istemeyeceğimizi sormuştu. Ben de cevaben aynı anda çocuklar için de bir tane kursak tadından yenmez demiştim. Olsa keşke!

18 Ekim 2010 Pazartesi

Evreka! Evreka!

Buldum! Buldum! Sonunda bağırıp çağırdıklarında ve çok öfkelendiklerinde, hatta kapıyı çekip gittiklerinde, annelerin de, çocukların da içini bir nebze olsun rahatlatacak ve "Bu herkesin başına gelen normal bir olaydır, sen hayatı Caillou'dan ibaret sanma, tüm anneleri de Caillou'nun annesi gibi her daim müşfik zannetme!" dedirtecek bir bilgiye ulaştım sonunda. Tübitak'ın Erkek Çocukluk Kitaplığı - Duyularımız serisinden çıkan -Korkmuyorum!- kitabını okudum bir süre önce.  İşte bu! dediğim bir bölüme rastladım ve şad oldum adeta.

Ayın Kitabı - Kedi ve Yıldızlar

Odtü Yayıncılık tarafından yayınlanan, ödüllü kitaplar serisinden, en sevdiğim kitap; Kedi ve Yıldızlar. İllustrasyonları sanat eseri kıvamında, hikaye oldukça sıradışı. Üstünde düşünülmesi gereken, hatta çocukla birlikte beyin fırtınası yapmaya sevk eden kitap. 2004 yılında Bologna Çocuk Kitapları fuarında, Avrupa En İyi Çocuk Kitapları Ödülü almış, anaokulu çocuklarına hitap ediyor. Arkadaşlarını kurtarmaya çalışan küçük bir yıldızın hikayesi anlatılıyor kitapta. Temalar da; çevre ve doğa sevgisi, arkadaşlık, fedakarlık, zorluklarla mücadele edebilme, aç gözlülüğün zararları, hayal gücü. 
Yazan; Kambiz Kakavand
Resimleyen; Neda Azimi.
Bu seriye ait bir diğer yazı için buraya tıklayın.

9 Ekim 2010 Cumartesi

Caillou Psikozu

Çocukların da, ebeveynlerin de pek sevdiği, annelerin çocuklarını televizyonda o varken rahatça  başbaşa bırakıp, işlerine bakabildikleri, sıcak, sevimli, güzel ahlaklı Caillou. İddia ediyorum Selim bir çok güzel davranışı Caillou'dan edindi. Uzunca bir süre kendisine Kayu dedirtti. Uzunca bir süre Caillou gibi -annecim, ta-maam!- diye vurguladı sözcükleri. Rica etmeyi, teşekkür etmeyi ve daha bir çok nezaket kuralını Caillou'dan öğrendi.

6 Ekim 2010 Çarşamba

BilimSelim - 7.Sanat

Selim bebekliğinden itibaren kısa film, sinema filmi, çizgi film, animasyon, belgesel kısaca sinemaya ait ne varsa içinde oldu. Zor geçen bebekliğini rehabilite eden can alıcı noktalardan biri buydu çünkü.  Burada da belirtiğim gibi çok çeşitli şeyler izledi yaklaşık 4 yıl boyunca.  Bu da filmler konusunda iyi bir birikim yapmasına vesile oldu. Mesela 3 yaşındayken fon müziklerini ayırt ediyor ve bir çeşit sınıflandırıyordu. Benim gibi dikkatsiz bir izleyicinin de uyanmasına vesile oluyordu bahsettikleri. Müziksiz film karesi olmadığını  farkettim bu vesileyle mesela.

Sürekli izlediği bir animasyon vardı; deniz canlıları ile ilgili.  Karidesin birini pirana kovalar, derken piranayı köpekbalığı kovalar vs.

2 Ekim 2010 Cumartesi

Sevdiklerim - Kült Çocuk Kitapları

"Bologna Çocuk Kitapları Fuarı, 2004 Yılı New Harizons Avrupa En İyi Çocuk Kitapları" ödülü kazanmış bir serisi var Odtü Yayıncılık'ın. Henüz keşfettiğim ve hayranı olduğum. Kitabın illüstrasyonları da,  hikayeleri de gerçeküstü ve harika. Hikayeler bildiğimiz hikayelerden değil asla.  Kült film tadında. Okurken su gibi akıp gitmiyor, duraksayarak, düşünerek dinlemeye sevk ediyor. Selim'in deyimiyle; -beyin fırtınası- yapıyoruz

23 Eylül 2010 Perşembe

Ayın Kitabı - Ateş Böceği ile El Feneri

Bu hafta yüklü bir kitap siparişi verdim. Bu kez Tübitak Yayınları tadında bir başka seri çıktı karşıma. Odtü Yayıncılık'tan Ödüllü Çocuk Kitapları Serisi. Son dönemlerdeki en iyi keşfim oldu bu. İçim içe sığmıyor doğrusu. Birbirinden güzel, çok kaliteli, çok sevimli, sıradışı hikayeleri, güzel davranış odaklı ve üstelik çok da ucuz.

Ateş Böceği ile El Feneri: Ana sınıfı çocuklarına hitap ediyor. Arka kapak tanıtımında ise şunlar yazıyor; Ateş böceği geceleyin ormanın karanlığında pırıl pırıl parlıyordu. Onun ışığında salyangoz kitap okuyor, örümcek örgü örüyor, kelebek ise resim yapıyordu.

22 Eylül 2010 Çarşamba

BilimSelim - Life

NTV'de Hayat (Life) adında efsane bir belgesel dizisi yayınlandı. Müthiş çekimler, harika görüntüler, görüntüleri daha da pekiştiren olağanüstü müzikler ve inanılmaz derecede şaşırtıcı öğelerle dolu, her anı insanı hayretler içinde bırakan bir BBC klasiğiydi. İlk bölümünden itibaren takip etme şansımız oldu. Belgesele rastladığımızda Selim de yanımızdaydı. Her türlü nebatat, hayvanat, çer-çöp aşığı oğlum, bu şahane gösterinin en büyük hayranı oldu, ilk andan itibaren. Biz de elbette. Her cuma ekran başına kilitleniyor ve ağzımız bir karış açık izliyorduk belgeseli. Uçan kuşlar, hayvan yiyen bitkiler, kurgu yapan yunuslar, maymunlar, kurbağalar, balinalar ve daha neler... Öyle ki, her halükarda durmak bilmeyen Selim, şaşkınlıktan sus pus izliyordu nefesini tutup. Hatta "bak belgesel başlayacak, oyuncaklarını topla, dişlerini fırçala, yemeğini ye, öyle ki belgeseli rahatlıkla izleyebilesin." diyerek zor işleri yaptırmak için fırsat bildik bu zamanları. 

20 Eylül 2010 Pazartesi

Okula Gitmek İstemeyen Çocuk

Selim 3 yaşındayken Petersburg'dan henüz dönmüştük.  Hem onun insan içine karışmasının iyi olacağını , hem  de benim insan içine karışmamım bana iyi geleceğini düşünerek, uygun bir yuva bulma telaşına girdim hemen. Nerdeyse bulduğum ilk yuvaya şuursuzca verdim çocuğu. İlk gün insana aç olan, sosyallik delisi oğlum hemen kaynaştı. 2.gün etraftan fazla uzaklaşmadan yuvada bıraktım Selim'i bir kaç saatliğine. 3. gün, 4.gün derken Selim mızmızlanmaya başladı. Derken saatlerce ağlamaya vardı iş. Etraftan ve yuvadan "alışır, alışır hepsi böyledir, annelerini bırakmak istemezler ilk başlarda" sözlerine güvenerek çocuğu zorlamaya devam ettim ısrarla. Çocuklar garip oluyor. Başlarına gelen kötü şeyleri zamanında söylemiyorlar. Devamlı takipte ve sözümona uyanık olsanız bile. Okula 1 ay kadar aralıklarla devam etti ancak kesintisiz ağlıyordu her gidişinde. En sonunda şiddetli hastalığa yakalanınca pes deyip okuldan aldım.

19 Eylül 2010 Pazar

Yaşayarak Öğrendiklerim - Tehlikeli Kaynaklar

Selim ilk çocuğum olduğu için haliyle bir çok şeyi deneme yanılma yoluyla öğrendim, öğreniyorum da. Sayısız kaynaktan akan sayısız bilgiyi, elbise gibi her çocuğa giydirmek mümkün değilken  en anlamlısı doğaçlama ilerlemekti zaten. 1 yaş giysileri bile her 1 yaş çocuğuna olmuyorken, her bilgi her çocuğa nasıl -cuk- diye oturabilir. Kerim 5 aylık olmasına rağmen Selim'den epeyce farklılık gösteriyorsa aynı bilgileri nasıl olur da tüm dünya çocuklarına uyarlamak mümkün olabilir?

16 Eylül 2010 Perşembe

Okula Başlarken

Selim'e bugün okul bakmaya gittik. Niyetimiz okula şöyle bir göz gezdirmek ve hakkında fikir edinmekti. Lakin evde yalnızlıktan kuduran çocuk, hem arkadaşı İsmail'i, hem de oyuncak-insan-oyun üçgenini görünce eve geri dönmek istemedi haliyle. Yarım günlüğüne okula misafir edildi vesselam. 

İlter'le eve dönünce attan düşmüşe döndük.  Evde Selim yok, ses yok, çığlıklar yok, anneeeee, babaaaaaa diye seslenen birileri yok, kimi zaman sevdiğimiz, kimi zaman kızdığımız birileri yok, varsa yoksa Kerim'in miniminnacık agu sesleri. Bir de arada bize seslenmek için kullandığı ünlem: heı

15 Eylül 2010 Çarşamba

Annelerin Delirme Hakkı

Hep diyorum ya bir dönem okuduğum çocuk eğitimi kitaplarından kalma bir kaç bilgi bulutcuğu ve içgüdülerim dışında çocuklarımı yetiştirirken baz aldığım bir şey yok. Ha bir de aile koçumuz haline gelen doktorumuz.  Öyle bir hınçla doluyum ki her köşeden çıkıveren çocuk eğitimi kitaplarına, her tv kanalından çıkan uzmanlara, saçma sapan program sunucularına, bu konuda her sözcüğü hiç sindirmeden kutsallaştıran işgüzar annelere. Bana ne tüm bunlardan, bile dedirtmeyecek kadar kendi sapkınlığını en iyisiymiş gibi dayatan günümüz kadınlarına ve hatta erkeklerine. Öyle ki cehaletin kol gezdiği yıllara gidesim var.

14 Eylül 2010 Salı

BilimSelim - Korku & Filmler

Selim 2,5 yaşını geçene dek izlediği çizgi filmler, animasyonlar konusunda çok dikkatli oldum hep. Her ne kadar çok ihtiyaç duysam da, televizyon karşısına oturtup, şuursuzca terketmedim hiç Selim'i. İzledikleri yaşına uygun olsa bile safiyane bir biçimde güvenmedim bu bilgiye, önce kendim izleyip öyle izlettirdim ona. Benim de annelik paranoyaklığım bu konudaymış anlaşılan.

12 Eylül 2010 Pazar

Ağzı olan Konuşuyor!

Çocuk yetiştirme ve çocuk eğitimi üzerine müthiş bir kaynak patlaması var. Günümüz annelerinin zaaflarını fark eden fırsat fareleri bu işi ranta dökmek için olur olmaz her türlü kitabı piyasaya sürmekte. Biz zavallı anneler de özellikle ilk çocuk dünyaya gelmeden daha, gerekli gereksiz kitapları alarak önce evimizi sonra beynimizi dolduruyoruz tıka basa ve kaba saba. Fayda getireceğini sandığımız şey ise maalesef sonradan farkettiğimiz bilgi kirliliğinden ibaret.

Şimdi o kitapları okumak için harcadığım pek kıymetli zamanımı düşündükçe yazıklar olsun diyorum. Keşke o vakti çocuğumla geçirmek için harcasaymışım da doğallıkla yetiştirseymişim çocuğumu. Öyle kitaplar vardı

10 Eylül 2010 Cuma

Ayın Kitabı - Böyle Bir Kuyrukla Ne Yapardın?

What Do You Do With a Tail Like This'
Steve Jenkins - Robin Page
Çeviri: Özlem Özbal

Tübitak Popüler Bilim Yayınları - Erken Çocuk Kitaplığı'ndan 3-6 çocukları için harika bir kitap. Selim bayılır bu kitaba. Artık ezberlemesine rağmen gene de zevkle okur, okutur. 

Kazmaya yarayan bir burun, görmeye yarayan kulaklar, kan fışkırtan gözler... Hayvanların kulakları, gözleri, ağızları, burunları, ayakları ve kuyruklarıyla neler neler yapabildiklerini bilseniz şaşarsınız. Değişik resimleri ve içerdiği ilginç bilgilerle sıradışı bir kitap.

9 Eylül 2010 Perşembe

BilimSelim - Aşk

Selim bir süredir AŞK kelimesine takılmış durumda. Okuldan yahut arkadaşlarından duyduğunu sandığım bu kelimeyi sarf ederken  "Ben bu kelimeyi söylemeye utanıyorum.", "Anne ben bir kelime var onu söylemekten çekiniyorum, ayıp bir kelime" gibi cümleler kuruyor. Üstelik bu cümleleri söylerken yüzünde tanımlayamadığım yarı muzır bir ifade beliriyor. Her ne kadar bu kelime ayıp bir kelime değil, desem de aynı şekilde cümleler kurmaya devam etti bir süre. Ben de biraz kendince kurcalasın, bilgilerini derlesin toplasın  diye kendi haline bıraktım.  

Aradan bir süre geçti. Selim'le yanyana idik. Keyifle oyun hamurları ile oynuyordu. Yanına oturup havadan sudan konuşmaya başladım onunla. Derken bir şekilde konuştuğum cümlenin içine -aşk- kelimesini yerleştirdim özellikle. Kelimeyi duyunca derhal doğruldu ve gene  o muzır