7 Ekim 2010 Perşembe

BilimSelim - Dertleşme

Son bir hafta tüm ev ahalisi için zor geçti. İlter'in yurt dışında olması, Selim'in hastalığı, Selim'e verdiğimiz ilacın sinirlerini alt üst etmesi, Selim'in okula başlayamaması, evde hapsolması vs. 4-5 gün evde kimsecikler uykusunu alamadığı için sinirler epeyce gergindi. Hele ben bir Kerim'e, bir Selim'e koşturmaktan bitap düşmüştüm. Haliyle sinirlerim de zirve yapmıştı. Üstelik Selim ilacın etkisiyle durdurulamaz bir boyuta geçmişti. Ben de devamlı kızar vaziyette idim. Haklı haksız çıkışmaya başladım Selim'e ve hatta Kerim'e. 

O günlerde teyzesi ve anneannesi ziyarete geldi Selim'i. Günlerdir eve hapsolan çocuk eve birileri gelince haliyle heyecan fırtınası estirdi. Kimseyi kimseyle konuşturmadı. Derken
nispeten sakinleşti ve teyzesini odasına götürdü. Çok sevdiği hamurlarıyla oynuyordu bir yandan. Ben de içerden seslerini duyuyorum;

-Selim'cim nasılsın, günlerin nasıl geçiyor? diye sordu teyzesi.
-Hiç iyi değil! dedi bizimki son derece buruk bir sesle. Teyzesi devam etti konuşmasına,
-Hayrola, bir şey mi oldu?
-Evet, annem bize hep kızıyor çünkü. Kerim'e de kızıyor hem de. Ben de çok üzülüyorum. 
-Öyle mi? Peki niye kızıyor annen?
-Bilmiyorum... Bazen onu kızdıracak şeyler yapıyorum evet ama bazen yapmıyorum, o zaman niye kızıyor bilmiyorum. Mesela çamaşır makinasını çalıştırmıyorum ama yine de kızıyor bana.

Ahhh, ah! İçimin telleri titriyor böyle şeyler işittiğimde. O an çok garip bir duygunun içine çekiliyorum. Sanki gerçek olan herşey berraklığını yitiriyor, o karmaşık duygular bir hare oluşturup dönmeye başlıyorlar çevremde ve ben gerçeküstü bir zemine alınıyorum. Küçüldükçe küçülüyorum utançtan, vicdan azabından ve bu etkilerin Selim'in zihninden silinememesi  korkusundan. Nefesim kesiliyor, sözcükleri kaybediyorum. Derken bir girdap oluşuyor ve ben içine karışarak debelenmeye başlıyorum, boğuluyorum.

Benim annelik misyonum tek bir cümleye odaklı: Çocuklarım "Mutlu bir çocuklu geçirdim!" diyebilsinler.  Başka hiçbir gayem yok. Küçük annelik ümitlerim dışında, ne büyük planlarım var çocuklarımla ilgili, ne arzularım, ne de büyük hırslarım. Oysa günden güne bu misyondan uzaklaştığımı görüyorum.

Biliyorum sözler versem de işe yaramayacak. Tutamayacağım kendimi ve en ufak bir zorlamada gene ortaya çıkacak. Haklısın Selim. Bazen kızdıracak şeyler yapıyorsun (ki onlarda mesele edilecek olaylar değil çoğu zaman), ama bazen yapmadan daha kızmış oluyorum ben sana. Çamaşır makinası, çok yerinde bir örnek. Makinaya elini atıyorsun diyelim, daha hiçbir şey yapmadan kızıveriyorum mesela. Tabi deliliğimin tavan yaptığı, uykusuzluktan kontrolümü kaybettiğim zamanlarda oluyor böylesi. Ortalık sakinleştiğinde geliyorum sana, açıklamaya çalışıyorum. Anlıyor, affediyorsun hemen. Boynuma sarılıyorsun derken. Affet beni, diyorum. Sen de beni affet anne, diyorsun. Bu masumiyetin daha da acıtıyor beni. Hiçbirşey bu denli acıtmadı beni. Ah Selim, vah Selim! İçimi yakan Selim!

İyi ki ümit var, iyi ki istemek var, iyi ki dua var. Yoksa "Ümit, en son kötülüktür, çünkü işkenceyi uzatır." diyen  Nietzsche gibi çıldırmaktan başka çare olmazdı sıkıştığımızda. Ümidim var, daha iyi olacağıma dair ve her nasılsa iyi hatıralar bırakacağına dair çocukluğunun Selim üzerinde.

17 yorum:

Adsız dedi ki...

dua ederek bende aynı şeyleri hep yaşıyorum,sorunlar hiçbitmiyor ki cocuklarıma sevgimi akıtıyım.bende hep onları cok sevdigimi bilmelerini istememe ragmen hiç anne olmayı beceremiyorum.rabbim bizeyardımetsin.sevgilerimlecanım benim hayat bizim için gercekten cok zor.

Tibetin annesi dedi ki...

Ya Deli. o kadar güzel dile getiriyorsun ki annelik durumlarını, duygularını... üstüne diyecek bir şey bırakmıyorsun... hepimiz ANNE olmaya çalışıyoruz işte. umarım başarabiliriz...

Ekahvehane dedi ki...

"Çocukların kusursuz ebeveynlere gereksinimleri yoktur; ama hatalarının sorumluluğunu üstlenen ve ellerinden gelenin en iyisini yapan ebeveynlere gereksinim duyarlar." der John Grey Çocuklar Cennetten kitabında. :)

Deli Anne dedi ki...

Selinkam; Amin amin amin canım. Valla fiziksel yorgunluk hiçbirşey değil ruhsal yorgunluk yanında.

Tibet'in annesi:) çalışıyoruz yalan yanlış di mi? (Tibet'in annesi derken gülümseme geliyor içimden isim bilemden böyle hitap edince )

Sevgiler İkinize de.

Deli Anne dedi ki...

Ekahvehane; Öncelikle merhaba. Çok iyi geldi bana yazdığın söz. teşekkür ederim. Ümit vermek ne güzel. Sevgiler.

Ekahvehane dedi ki...

Merhabalar, çat diye bir anda yazdım:)

Çok iyi gelmesine sevindim:
Baktım ki ümitsizlik almış başını Neitzche'nin ümitsizlikle ilgili sözlerine kadar gidiyor.. Bıraktım yazdığım yazıyı, istediğim kitabı ve içindeki bölümü bulup yazıverdim. Tüm bunları yazarken de merhabayı unutmuşum:)
Sevgiler.

Tibetin annesi dedi ki...

Sibel de o zaman :)

Deli Anne dedi ki...

Ekahvehane; hep çat diye yaz o zaman:)

Deli Anne dedi ki...

Sibel, hah çok daha samimi.. öbür türlü Tibet üzerinden tanışıyormuşuz gibiydi, Hoş o da doğru ya.. sevgiler

zey0zey dedi ki...

onlarda büyüyeceklerrr =) bu günlerde geçeceek

Deli Anne dedi ki...

zey0zey; merhaba :) inşaallah sağlıkla ve sıhhatle büyüsünler .. bir de mutlu bir çocukluk geçirdim diyebilsinler

Sevgiler

karmaşıksarmaşık dedi ki...

Ah canim deli arkadasim..Ne kadar samimi itiraflar..Valla burdan bile bir on puani hakediyorsun annelik liginde..Ben de ayni seyleri yasadigim halde ,bunlari yaziya dökmeye ,sonra da al bastan tekrar tekrar okumaya cesaret edemezdim...Su anda bu yazini okuyan kac anne ,rahat bir nefes alacak biliyo musun..Yalniz olmadigini ,aslinda annelik buhranlarimizin hep ayni oldugunu farkedecek...

Ben de cani tez (sinirli lafini pek kullanmiyorum artik, sen de kullanma ) bir anneyim...Biz böyleyiz bir kere bunu kabul edelim..Normalde diger annelerin kizmayacagi olaylara daha cabuk reaksiyon verebiliyoruz (Bak -öfkeleniyoruz- bile demedim)... Ha kötü insanlar miyiz ,aslaaa ...ben etrafimdaki insanlarla iliskilerime hep cok özen gösteririm ,aman kimseyi kirmayayim ,üzmeyeyim diye.. kendi cocuklarima daha az sabirli davraniyorum...Bunu ben de cözemedim ama bu böyle...Ben simdi kendimi örnek vereyim, mesela gün icinde kapasitemin üstünde seyler planlamissam ve bu siki programim cocuklar tarafindan baltalaniyorsa cok asabi olabiliyorum...normalde görmezden geldigim hatalari bile nasil batiyor...Ama unuttugum bisey var ,ben eger onlara iyi annelik yapmak istiyorsam- 2 cocuklu bir kadin neler yapabilir neler yapamaz-konusunu iyice netlestirmem gerekiyor...Sirtina yükledigin yükleri bosalt...ey Türk annesi senin birinci vazifen cocuklarinin fiziksel ve ruhsal ihtiyaclarini karsilamak....Tabii kendini unutmadan...

Ha bi de bu koca niye hala eve dönmedi..

daha iyiceyim...

ONLARUYURKEN dedi ki...

merhaba. bence siz harika bi annesiniz.
annelerin zaman zaman böyle dönemler geçirmesi çok normal. iyi bir anne olduğunuz bu kadar duygu yoğunluğunu yaşıyor olmanızdan belli zaten. emin olun elinizden geleni yapmanız, onlara zaten harika çocukluk anıları bırakacak

Tüm güzellikler sizinle olsun :)

Deli Anne dedi ki...

Karmaşığım; sondan başlayayım. Daha iyi olmana çok sevindim. hiç tanışmadan böyle hissetmek de tuhaf di mi?

Koca bugün sabah geldi çok şükür, ama eli kulağında, her an gidebilir.

Sen kendini rehabilite edecek yöntemleri bulmuşsun sanki arkadaşım, bana da iyi geliyor söylediklerin. Ben daha debelenme kısmındayım,dikkatimi tertiplenmeye veremiyorum. Bir sele kapılmış gidiyorum, beni çekip düzen verecek birni bekliyorum, o sen olmayasın sakın:)

Öperim.

Deli Anne dedi ki...

Onlaruyurken; merhaba. Hoşgeldiniz, ne iyi ettiniz de geldiniz bu umut verici sözleri sarf ettiniz. Sizin engin tecrübeleriniz çok fayda sağlar hepimize sanırım.

Sevgiler:)

pinar dedi ki...

Biliyomusun okadar icten anlatiyorsunki emin ol cocuklarinda ileride ne guzel bi cocukluk gecirdik diyeceklerdir:)
farkindalikda olumlu bi gelisme bizim acimizdan bence:)pozitif dusunelim ve pozitif olsun hersey sevgiler...

Deli Anne dedi ki...

Ah Pınar, inşaallah dediğin gibi olur. Evet, güzel düşünelim güzel olsun.

Sevgiler