29 Eylül 2010 Çarşamba

İnfilak!

Bugün. Saat 06:00. Gece bir Selim'e, bir Kerim'e uyanan ve bir kaç zamandır uykusuzluktan, yorgunluktan, vicdan azaplarından, sorgulamalarından adeta dumanlı bir kafayla gezen  Delianne, Kerim'i bir milyonuncu kez uyutur zar zor. Selim'den de ses çıkmamaktadır. Ohh, deyip derin bir nefes alır,  yatağının en serin tarafını yoklar, başını yastığa koyar, ümitli ve biraz da korkarak çocukların uyanmasından, şimdi biraz uyuyabilirim işte, der ve uykuya geçer.


Saat 06:30. Delianne henüz rüya alemine geçmemiştir. Uyku ile uyanıklık arasındadır. Etrafında bir hareket hisseder ancak bunun gerçek mi, rüya mı, halüsinasyon mu olduğunu kavrayamayacak boyuttadır. Derken elinde çalar saat ile kendisini sarsarak uyandırmaya çalışan Selim'in sesleri diplerden yüzeye çıkar;

- Anne, bak saat 9'a geliyor, Dinozor Kral başlamak üzere.
- Hı?  
- Anne, bak saat 9'a geliyor, Dinozor Kral başlamak üzere.
- Selim, oğlum saat dokuuu-uuuvvvveveve
- Anne, Dinozor Kral'ı kaçırmak istemiyorum. Ben televizyonu açacağım.
- Hı? deyip toparlanmaya zorlar Delianne kendini.
-Selim saat kaç? Ne? Oğ-lum saat daha 6:30, yat daha çok vvaaargg.
Bu sırada Kerim çoktan uyanmış ve mıkmıklamaya başlamıştır. 
 -Anne ya uyuyup kaçırırsam?
-Selim, uyu daha çok erken. Hepimizi uyandırdın bak. Sabahın köründe diktin gene bizi ayağa. Akşama kadar iflahımı kurutuyorsun ondan sonra uykusuzluktan. 

Selim uyumaz. Öğlende de uyumaz. Üstelik zar zor uyuyan kardeşini gün içinde devamlı yükselen sesiyle de uyandırır. Anne dumanlı dağlar şarkısı eşliğinde, şuursuzca rutin işlere bakar. Ancak o rutini bozan tek bir çıtırtı dağılmasına sebep olur. Ansızın çalan bir kapı zili mesela. Tüm budalalığı ayyuka çıkar böylesi durumlarda. Anne devamlı baş ağrısı çekmektedir ayrıca, ilaç da alamaz emzirdiği için. Bir ara Kerim hazır uyuyorken Selim'i yatağına uyumaya yollar. Kendi de bir kenara kıvrılır, biraz uyusam da baş ağrım geçse diye düşünür. Ancak nafile! Selim 2 saatlik kıvranmalardan, bir yükselip bir alçalan konuşmalardan sonra kendi uyumadığı gibi kimseleri de uyutmaz. Zaten öğle yemeği saatidir. Üstelik Kerim'e de çorba yapılmalı ve iğneyle kuyu kazmak misali yedirilmelidir artık.

Saatler ilerledikçe zaten normal sayılmayan Delianne, bir gıdımlık şuurunu da an be an kaybeder. Selim'i güzel üslupla yola getirmeye uğraşır ancak nafile! Her toparlanma bir patlamayla sonuçlanır. Gün boyu evden sesler yükselir, çığlık boyutunda. Bir ara İmdaaat! diye çığlıklar atar, Selim'in bağırmadan yola gelmemesi durumunda. Bir kaç kez karşısına alır konuşur Selim'le. Tamam, der Selim. Anne de tamam, der. Ancak  her yöntem fiyasko ile sonuçlanır. Zira akşama yaklaştıkça uykusuzluk, yorgunluk sinirleri hepten yay gibi germiştir. Bir ara bağırmaktan yorulan delianne pes eder ve Selim'i kendi haline bırakır. Ancak bu da iyi bir netice vermez. Zira o sırada patlamalar toplanmaktadır içinde. Ve ilk fırsatta atar dışarıya onları büyük bir öfkeyle. Bağırmak bile Selim'i durdurmayınca mutfakta olan anne tabakları birbirine vurarak Selim'in dikkatini dağıtır ve kardeşini pusetten çekerek aşağıya indirmeye çalışan Selim'i bu yolla durdurur. 

Akşam Selim'le birlikte birşeyler yapmak adına faaliyet yapmaya koyulurlar. Ancak Delianne anlar ki böyle zamanlarda bu iş yapılmamalı, zira Selim hata yaptığında ona bile tahammül edemez. Zaten Kerim'de canhıraş bir biçimde ağlamaktadır.

Saat: 20:00. Kerim deli gibi ağlamaktadır. Delianne Kerim'e kucağında kısa bir duş aldırır. O sırada yanlarında olan Selim zaten kaymakta olan bebeği tutmakta zorlanan Deliannenin bacaklarının arasından, arkasından, nerden olduğu bilinmeyen yerlerden hatta kardeşini çekiştirir. Delianne bağırmaya gücü yetmez durumdadır. Bir an önce Kerim'i odaya götürmeye bakar. 

Saat: 20:30 Kerim zar zor uyutulur. Çok şükür, der Delianne. Biri uyudu, en azından gece uykusuna geçti. kolay kolay uyanmaz.

Saat 21:00. Sıra Selim'dedir. Delianne Selim'e kısa bir duş aldırmak ister. Ancak Selim çığrından çıkar gene. Sıcaaaak, soğuukkkkk diyerek delice çığlıklar atar. Öyle ki Deliannenin kulakları hala çınlar. Ve elbette Kerim de uyanıp, ağlamaya başlar. Gündüzü batırdık, hiç olmazsa geceyi kotaralım, diye düşünüp kızmamaya özen gösteren Delianne gene delirmeden duramaz. Selim'e bak gece güzel bitsin istiyordum, sana hikaye okuyacaktım, duamızı edecektik sakin sakin, bak noldu şimdi? Çığlıklarından kulaklarım ağrıyor, sinirlerim bozuluyor ve de kardeşin ağlıyor. Kendi işlerini bozmuş oldun aslında, der. Selim'i alelacele giydirir, giydirirken devamlı söylenir. O söylenirken Selim kulaklarını tıkar. Kerim tekrar uyutulur ardından.

Saat 21:30. Selim hala üstün bir direnç göstermektedir uykuya. Delianne, ya sabır, çeker içinden. Sus, der kendine, dayan biraz. Ancak bir iki sabır gösterdikten sonra gene patlar. 
 -Sabah 6.30 da kalktın, gece 9.30 oldu, sen daha neyine direniyorsun? uyusana be çocuk!

Ve daha bir çok şekilde söylenir gene. Selim arkasını döner. Delianne bilir ki, söylene söylene yalama olmuştur Selim de. Takmamaktadır artık kendisini. Bundan öte ne vardır? Bağırmakla dinletemiyorsa maazallah dövmesi mi gerektir? Zaten onunla da tehdit etmiştir Selim'i bir ara. Bir ara da benden bir tane daha kopyalayın, hatta bir kaç tane, benim pilim bitti artık demiştir. Selim de şaşkın gözlerle bakmıştır, ne diyor bu kadın, diye.

Saat 21.40. Selim bir o yana bir bu yana döner. Bir ara burnunu derin derin çeker. Hah, der Delianne, başlıyoruz.
-Anneeea, burnum tıkalı.
-Ağzını aç ve nefes al.
-Anneaaaaaaaaaaaaaaaa, burnuuum.. nefes alamıyorum.
Delianne bilir ki Selim'in bir sıkıntısı varsa mutlaka giderilmelidir, zira kusursuzluk delisi Selim, delirir ve delirtir. Önce okyanus suyu denenir, ardından otrivine pediyatrik. Bir de uyarı yapar Selim'e. Yarın Dinozor Kral açılmayacak, o yüzden sabah boşuna yorulma, kimseyi de uyandırma. Selim bilir ki Delianne kızgınlıkla söylenir. Yarın ola hayrola, der içinden ve uykuya bırakır kendini.

Saat: 22.00. Delianne bir fasıl ağlar. Biraz da İlter aradığında ağlar. Nispeten rahatlar. Keşke, der bu işi daha önce yapsaydım.

Saat 22.30. Çocukların ikisi de uyumuştur. Delianne normalde uyumalıdır. O büyük karmaşa ve kaos ortamı hazır dinmişken uykuya geçmek istememektedir. Nasıl geçsin? Geçerse şayet günün ilk ışıklarıyla karmaşa ve kaosa kaldığı yerden devam edecektir. Oysa şimdi biraz mola vermelidir. Hem zaten içerden Kerim'in vızıldamaları ve öksürmeleri gelmektedir. Eyvah, der Delianne. Hapşuruyor da. Ya bir de hastalanırlarsa?

Düşünür durur Delianne; Bugün dünü aratır oldu, dün önceki günü, önceki gün de bir önceki günü.. Ee, bu iş nerde sonlanır? Bugün infilak noktasındaydım, yarın da bugünü aratacaksa yarın nerde olacağım? İnfilakta mı, ya sonraki gün patlarken mi bulacağım kendimi? Bir sonraki gün noktacıklarımdan yeniden mi doğacağım, Anka kuşu misali. Ayy! Anam anaaammmmm Eylül'de Ölmek Zor!

8 yorum:

karmaşıksarmaşık dedi ki...

ay allahim ya...inanamiyorum..nasil iliklerimde hissettim anlattiklarini...

2.hamileligimin son iki ayi manyak zor gecmisti ,yavas yavas gelen tehlikeyi hisseden Tom (büyügüsü), azittikca azitiyordu gün icinde .. ,benim agrilarim ,uykusuz gecelerim, ,Jerry`nin(bu da kücügü) tekmeleri ,hastayim diye ne kadar anlatsam da anlamiyordu oglum ,dogal olarak...benim o gebe halimle infilak ettigim günlerden birinde ,ben artik avazim ciktigi kadar " annecim ,annecim" diye koridorda ,yere oturmus aglarken,cezali oldugu icin odasinda duran Tom ,kafasini kapidan uzatarak "annecim ben burdayim ya ,niye bagiriyorsun "demisti.. Gülerken aglatan ,aglarken güldüren oglum benim...

infilak etme,tek parca kal Deli Kezban...biz seni böyle seviyoruz...ama sana acil cözümler hazirladim..
1-) Selim`e acil okul...arastirmadan,incelemeden..sana en yakin olanina ver....cocugunun aradigi cocuk...ingilizce, drama dersi degil..

2-) acil anneanne ya da babaanne destek birlikleri...bari koca yokken yaninda kalsin birileri...allahtan da mi korkmuyor bunlar...

3-) kocaya daha fazla dir dir et ,bu kadar cok yurtdisi görevi kabul etmesin ....2 cocuklu adamin( hem de karisi da deli ) ne isi var zirt pirt uzaklarda...

4-) böyle zor günlerde günlük is yükünü azalt...böyle kötü gecen gecelerin ardindan Kerim Pasa da bir gün corba,sebze püresi yemeyiversin canim...

5-) ve en önemlisi ..erken yat...hadi kime diyorum....

Adsız dedi ki...

eger tr de olsaydım sana kesin valerina gönderirdim.hatda selimede15 gün filan kullanda kerime filan topluca rahat edin derdim.tamamen dogal cocuklar için,sinirleri bozuk annelere süper bir şey.bende bazen iciyorum.gercekten erkek cocuk yetiştirmek ve onlarla apartmanlarda bakmak cok zor gercekten neden selimi kreşe vermiyorsun biraz hem o eglenir hemde sen biraz soluklanırsın.2 ci beni 3 yaşını bitireli 2 ay oldu verecegim,herkes küçük filan diyor ama 7 yıldır hiç uyumadım,dinlenmedim desem yalan denmez,evde cocuklarla ugraş,herşeyle ugraş,kendimi mahvettim.hatda kalb ritimlerim bozuldu,psikolojim bazen sıfıra iniyor.2cide gidince antideprasana başlayıp,biraz beynimi nadasa cekicem inş.sana tavsiyem ne olur,anne sütüne bile hiç yan etkisi olmayan valeriana içmen,biraz rahatlaman.selime diyorsun takıntılı diye ama sende az takıntılı degilsin,cocuklara arada o kadar hizmet etme oldugu kadar olsun.kendine iyi bakmassan 2 cocuga kim bakar düşünsene biz anneleriyken tahammülümüz bitiyor,elin gülleri ele kokarmı.sevgilerimle nacizane mutlu kal..

anne kaleminden dedi ki...

okurken yaşadım kabusu... benzerlerini yaşadım ama akşamları eşim eve geliyodu. haftasonları vardı. daralınca kızımı babannesine yolluyodum. o halde bile dır dır ediyodum ki bir tek gece uykularının delik deşik olması bile dırdıra yeter... bu böyle gitmez mümine yapma bu kadarını kendine... karmaşık sarmaşıkın 5 madddelik eylem planını uygulamaya geç... selim kreşe gidiyodu yaa artık gitmiyo mu ?? oğlum da uykusuzluktan dellendiğim dönemlerde ben de 1,2 kere atarax vermiştim... valla uykuyu alınca insan yeniden doğmuş gibi oluyor...

Deli Anne dedi ki...

Karmaşığım; hamilelikte Selim de son aylarda çıldırmıştı, ben de demiştim farkına vardı kardeş gelmesi ne demek. Neyse üşenmemiş onca şeyi madde madde yazmışsın canım arkadaşım, üstelik kendi bloğuna tek kelam etmezken...

Bizimkiler bu gece de atışıp durdular. Yetmiyor, bir de Selim'in öksürük krizleri ile devamlı uyanan bebek.. kabus gibi tam.

Bir de kafam çok bulanık. Demişsin bana Tom, Jerry, diyorum aaa bizim karmaşığın çocuklarının adı da ecnebi adıymış.. o kadar şuursuzum yani:)

maddelere gelince;
1) Evden taşınmamız gerek. asansör yok, 4.kat, cadde üzeri.. o netleşmeden okul netleşemiyor maalesef.. yoksa ingilizce, drama umrumda değil, oyun olsun, arkadaş olsun, sevsin, sevilsin Selim yeter bana.

2)anneanne, babanne desteği diye bir olgu yok bizde:( Bildiğin zamane evleri değil bizimki. Eski köy usülü komando annelikle istemeden içinde olduğum zamane anneliği arasında kaldığım.

3)Ahahha burda haklısın, kadın deli ne işin var dışarlarda de mi?

4)İş yükü giderek azalıyor zaten istemeden. Bugün çorba olamicak netekim. Dışardan söyleyeceğz artık kendimize de.

5)erken yatmışım ki bak görememişim yorumunu gece:)

Öperim

Deli Anne dedi ki...

Selinkam; Sen de uzun uzun yazmışsın canım sağol:) Bir ara passiflora alıyordum ama bana mısın, demiyordu. Çok garip ama ya, ne yapıyoruz Allahaşkına. Annelik yaptığımız, kısmen kendi irademizle başımıza gelen. Ama gel gör ki; ne beden sağlığı kalıyor, ne ruh sağlığı, böyle ilaçla felan... Sanırsın ki al bakşu çocuklara demişler bize zorla. Tuhaf geliyor bazen:)

Selim'e kreş de kreş.. Kerim'in aylık kontrollerinde dr.umuzun ilk sorduğu da bu oluyordu, demek sebep buymuş:)

Sen de sevgiyle, sağlıcakla kal.

Deli Anne dedi ki...

Anne kaleminden; "uykuyu alınca yeniden doğmuş gibi" cümlene canı gönülden katılıyorum. Derdin çoğu o aslında. Yoksa öyle ya da böyle idare ediliyor. Arada br çocuğu gönderecek bir yer olması şart; her iki taraf içinde. Hem anne nefes alıyor hem çocuk. Şimdi Selim'i türlü tehditlerle yatağında zapt etmeye çalışıyorum. O da bin türlü numara yapıyor uyumamakiçin. Anlamıyorum uyumanın nesi bu kadar kötü geliyor onlara.

Elif de iyidir inşaallah

Sevgiler.

NİLÜFERCE.... dedi ki...

Deli Anne yazılarına bayıldım,içten,samimi kendime çok yakın buldum izlemeye aldım seni:)sevgiler.....

Deli Anne dedi ki...

Waterlily teşekkür ederim :) Sevgiler.