23 Ağustos 2010 Pazartesi

Anneliğin Yükünü Azaltmak - Temizlik ve Ev Bakımı

Temizlik, titizlik ve düzen takıntım vardır benim, obsesiflik derecesinde sandığım. Ortalık dağınık ve pisken yemek yiyemem, uyuyamam, duramam. Ortadaki pislik ve dağınıklık kalkmadan yorgunluktan bayılma durumuna gelsem bile henüz bayılmamışsam mutlaka işleri tamamlarım. Üstelik dip köşe temizliği aklıma takılmışsa vay halime, huzursuzluktan perişan olurum o bölgeyi temizleyene dek. 

Yürürken ayağıma bir toz parçası takılmaya görsün, hele ki bu bir kırıntı ise  çıldırırım. Hemen alırım temizlik malzemelerini o bölgeden başlayıp tüm eve girişirim nerdeyse. Banyo mutlaka temiz olmalı ve temiz kokmalı.  Musluklarda su ve sabun lekeleri temizlenmeli. Ve daha neler neler....

Anne olmadan önce çok daha beterdim, koltuklara yastıklar dizer, sonra da şekilleri bozulmasın diye oturmaya imtina ederdim. Mumlar, yapma çiçekler, çeşitli aydınlatmalar, incik cıncık ne varsa eve doluşturmuştum. O zaman vakit boldu tabi, temizlikten de zevk alıyordum, sorun değildi tüm bu saçmalıklar.

Anne olmadan hemen önce ilkin ev eşyalarını değiştirmekle başladım işe. Sert mobilyalar yerine kumaş kaplamalı koltuklar, orta sehpa yerine puflar geldi. İncik cıncık ne varsa zaman ilerledikçe ve çocuk büyüdükçe toplamaya başladım. Şimdi evdeki sadelik maksimuma yaklaşmış durumda. En son tüm halıları kaldırdım, özellikle yün halılardan çok çektim çünkü. Selim'in odasında toz yapmayan bir halı, salonda ve mutfakta kilim mevcut sadece. Diğer yerler hep çıplak. Koca holü bomboş bıraktım, halısı da kalkınca Selim'e oynayacak epey bir alan kaldı.

Evde ferahlık hissi olsun diye aldığımız bembeyaz koltuklar uğraştırıcı haliyle. Ama şimdi anlıyorum ki köşe koltuk almakla çok isabetli bir karar vermişiz. Çocuklar için adeta uzun bir trambolin görevi görüyor nerdeyse. Özellikle erkek çocuklarının bitmek tükenmek bilmeyen enerjileri için ideal. Selim bir köşeden başlayıp diğer köşeye, ordan pufa, ordan da Tv koltuğuna adeta uçarak gidiyor, bir uçta atlamayla başlayan eylem diğer uçta taklayla son buluyor. Yerde yürüme sözkonusu değil, hep tepelerde. Koltuğun hakkını veriyor vesselam. Zaman zaman "Ay, aman biraz da yerde yürü, in tepelerden" desem de enerjisini atması için sabrediyorum çoğunlukla.

Bir de en iyisi ev eşyalarını alırken  çok değerli mobilya almaktan uzak durmakmış. Çocuklu bir aileyseniz, özellikle erkek çocuk, en iyisi İkea'dan alışveriş yapmak sanırım. Hem detayları iyi düşünülmüş oluyor, hem zevkli oluyor, hem de zaten ömürlük olmuyor, bırakın ömürlüğü 1 senede yıpranmış oluyor, böylece çocuğunuz veya bir başkası eşyalarınıza zarar verdiğinde iç geçirmiyor, ah-u vah etmiyorsunuz. Özellikle benim gibi sıkılgan bir yapınız varsa İKEA ideal oluyor. Çarçabuk evi yenileme imkanı doğuyor haliyle.

Meşhur paspasım da bu
Temizlik konusunda kurallarım çok yumuşadı. Başlarda uzun zaman direnç gösterdim eski düzenimi devam ettirme konusunda. Selim'de gene ufak farklarla başarılıydım ancak Kerim de dünyaya gelince haliyle bocaladım, mümkün değil yetişemez oldum tüm işlere. Eskisi gibi her gün süpür, sil, toz al döngüsünü kırmak zorunda kaldım. Haftada bir detaylı temizliğe girişiyorum şimdilerde. Onu da planlı yapmıyorum, öyle oldu mu önceki geceden streslenmeye başlıyorum, ertesi gün bir aksilik çıkmışsa işlere girişememişsem oldukça asabi oluyorum çünkü. Bu da en çok çocuklara yansıyor.  Şimdi edindiğim toz toplayan bir paspas ile gün aşırı yerleri temizliyorum. Banyoda da kullan-at hijyen bezleri kolay temizlikte favorim. Aşırı tertipli olma eğilimimi bastırıyorum, dolap içleri karışık haliyle. Mutfak cilalı gibi değil, kısaca heryer biraz kullanılmış görünümde.

İçime siniyor desem değil ama kendime kabul ettirmeye çalışıyorum bu yeni düzeni.


Selim'in yemeği konusunda edindiğim kolaylıklara ayrıca değineceğim... Şimdilik bu kadar.


4 yorum:

Mutluanne dedi ki...

Ne mutlu takıntılarınıza takılıp kalmamışsınız,bende çok zor geçyim o dönemden..toz toplayan paspası merak ettim,pls ayrıntı istiyorum işe yarıyosa edinmem lazım bi tane acilen
sevgiler

Deli Anne dedi ki...

Adı üstünde takıntı bu, öyle kolayca geçip gitmiyor. anlatırken herşey sütliman gibi görünmesin hala bir sürü obsesiflik mevcut:) Kendimi sakinleştirmeye çalışıyorum bir şeye çok takılınca.. Bazen ben yenik düşüyorum takıntılara, bazen onlar yenik düşüyor bana... Paspas scotch brite'ın bir paspası idi fotoğrafnı koyuyorum şimdi

LeylaK dedi ki...

Deli Anne'nin bloguna da kendisine de bayıldım. takıldım kaldım ayrılamıyorum buradan :)
çocuk sahibi değilim henüz ama en de 1 ay önce mutfak ve salon halılarımı kaldırdım. keşke hiç almasaymışım bunları" bile dedim.benim açımdan ,ilerisi için bir hazırlık oldu yani :)
Ikea konusunda kesinlikle aynı fikirdeyim.hem biraz salaş,ucuz,hem de yitip gittiğinde üzünülecek bir tarafı yok.
diğer yazılarında tekrar görüşmek dileğiyle...hep buralarda ol :)

Deli Anne dedi ki...

Leyla: hoşgeldin sen de.. ben buralarda olurum inşaallah.. görüşmek üzere.. sevgiler.