29 Mart 2012 Perşembe

Gidiyorum Buralardan



Bilenler bilir, İstanbul – Moskova – Petersburg – İstanbul seferinin üzerinden kısa bir süre geçmesine rağmen, yani hepi topu 3 sene, gitmelerden dem vurdum hep. Son iki senedir hele, gitmek de gitmek istedim yine. Son bir senedir de, her an gitmeye hazır ve nazır bekledim öylece. Evimi yenilemedim, kırık dökük öteberileri boşverdim, ihtiyaçları erteledim hatta eve girerken kalan birkaç tadilatı bir daha onarma yoluna gitmedim, nasılsa her an gidebiliriz diye hani nerdeyse elimde valizlerim kapıda bekledim.
Petersburg dönüşü bir heves evi dizerken, su sebilli buzdolabı aldık. 3 sene oldu lakin biz hala su sebilini kullanmadık. Niye mi? Buzdolabını satın almak, sebil bağlantısı yaptırmak için servisi aramak ve randevu almak süresince, yani tahmini 1 ay içinde, ben ev kurmak hevesimi almış da gitmelere meyletmişim meğerse. Bu kadar kısa sürmüş yerleşikliğim işte. Ah, diyorum ya delilik ve göçebelik var serde!
İ. ye kalsa muhtemeldir ki otururdu oturduğu yerde lakin neylesin ki düşmüş deli bir kadının peşine, bundan sebep duramıyor yerli yerinde. Bazen delleniyorum evde, bazen çıkışıyorum İ. ye; niye bu eksikleri gidermiyoruz, neden böyle sefillik çekiyoruz diye ama sonra o deliren ben değilmişim gibi; ‘Aman yapmayalım, nasılsa gideceğiz, gerek yok diyor!’ ve İ. yi gene ben engelliyorum.  Üstelik -gideceğiz- derken tamamen afaki, tamamen hayali ve tamamen hissen konuşuyorum. Hani gören de der ki ortada kesilmiş bir söz, düzenlenmiş bir akit var da ondan bunca güvenli, bunca emin gideceğiz diyorum, değil! Hem de hiç değil! Sadece inanıyorum, safça ama umutla! Hatta öyle inançlı konuşuyorum ki, kaya gibi mantığı olan İ. yi dahi bu zırva hayallerin içine sokmayı başarıyorum.
Bu 3 sene içinde 3 farklı ülkeye gitmenin kıyısından döndük diyebilirim. 1 senedir de İngiltere’ye gitme meselesi belirdi. Son birkaç ayda ise kesinleşti. Tahmini olarak yazın başında gideceğiz. (Hayırlısıyla inşaallah) Bu zamana dek de İstanbul’da olmayı, belki birkaç hafta aile ziyaretleri yapmak için şehir dışında olmayı düşünürken planlar değişti. Gideyim diye diye, erkenden gitmeye mecbur kaldım şimdi nerdeyse. Hatta Selim’in son günlerdeki favori deyişiyle; neredeyse Dünya Seyahatine çıkacağız Anne!
.
.
Evde 1 aya yakındır süregiden hatta süregiderken yeni hastalıkları da peşisıra sürükleyen ve herkesi sıradan kırıp geçiren hastalıklar tüm planları alt üst etti. Üstelik İ. de 1 aylığına şehir dışına gidince ve ben dinmek bilmez ateşli hastalıklarla kıvranan iki çocukla kalınca ve yalnız olunca (şükürler olsun birkaç gece ablam vardı) ve çok zorlanınca ve bu zorlanmanın etkisiyle çıldırma eşiğimi de aşınca, koyup da cengaverliği ve komandoluğu  bir kenara, ilk fırsatta İzmir’e gitmeye karar verdim; İ. nin yanına.
Başta Selim okula devam etsin, hem evde daha rahat olurum, otelde biri küçük iki çocukla çok zor olur diye istemediğim bu fikri, çocuklar iyileşsin de bir an önce gideyim şekline çevirdim. Bir aksilik olmazsa hafta sonu pılımı pırtımı toplayıp gideceğim. Tek derdim; Selim okula gidemeyecek (hoş hastalıklardan öyle bunaldım ki okula gitmesi ve yine yeni bir hastalıkla eve gelmesi fikri artık daha çok ürkütüyor beni) ve sıkılacak tabii ki. Sosyaldir Selim, arkadaşlarını, arkadaşlıkları, kalabalığı sever çünkü. Yoksa ders vesaire derdim değil. İyi taraftan düşünmeye çalışıyorum; otelde olunca temizlik derdi yok, çamaşır bulaşık derdi yok, yemek derdi yok ve vaktim çok, ben de vaktimi çocuklara veririm, hem İzmir güzeldir, çocukları alır bol bol açık havada gezerim diyorum. İnşallah düşündüğüm gibi olur. Yaşadığım son bir haftada, planların bir hastalıkla nasıl da  tepe taklak olduklarına şahit olduğumdan daha ürkek yaklaşıyorum planlara ama kendimi ikna etmeliyim iyi düşünmek ve ümitvar olmak konusunda. Hem demiyor muyuz; güzel bakan güzel görür, güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır, diye. O minval üzerine iyi düşüncede sabit tutmalıyım kalbimi, hissimi ve her daim kendimi.
Dünya Seyahati deyişinin sebebine gelince; 2 aylık zaman diliminde öngördüğümüz ve hayırlısıyla olsun dediğimiz rota şöyle; İzmir – İstanbul – Diyarbakır – Tekirdağ – işler, vizeler hallolursa: ABD – ve en son İngiltere. Hasılı Göçebe olmayı isterken ve bu isteğin böyle ansızın gerçekleşeceğini düşünmezken oluyorum göçebe. Bu süre zarfında aklım Selim’de ve bir de Nisan ayında görüşmeyi düşündüğüm ama görüşemeyeceğim nice annede.
Bunlar da ilginizi çekebilir:

Hiç yorum yok: