24 Ocak 2013 Perşembe

Conık



Evimizin yeni bir üyesi var artık. Evin annesinin aksine kendinden emin ve maharetli, işinde yetkin ve yetenekli, üstelik son derece ciddi ve haliyle mesafeli, işgüzar işbilirlikten uzak sadece sıkı sorumluluk sahibi, atik ve çevik biri bahsettiğim.  Verilen işi yerli yerince, hem de tam vaktinde yerine getiren, -oldu mu olmadı mı, tuttu mu tutmadı- endişelerine sevk etmeyen, sonucu kesin ve kati işlerin sahibi, güvenilir ve çok çalışkan biri: Conık adı bu zatı muhteremin.
Evimize geldiğinde önce kendisinden hazzetmedim. İşim gücüm yetmezmiş gibi bir de onun  işyükü sırtıma yüklenecek diye söylendim. Lakin kendisiyle bir kere hasbihal edince, yanından ayrılamaz oldum ben yeni üyemizin. Hemen her gün yanına sokuluyorum, bazen günde iki kez ona müracaat ediyorum, ne denli alelalede iş versem de, karşılığında kusursuz bir netice alıyorum hasılı ben ona giderek ısınıyorum.
Seviyorum Conık’ın disiplinli halini, şaşmaz sonuçlu işlerini ve de böbürlenmeden, ama çok da mütevazi kesilmeden hakkıyla işini görmesini.
Hani -Mutlu Çocukluk Anıları Oluşturma- çabam ve -Mutlu Anlar Oluşturma Seremonilerim- vardı. Bu uğurda kek, pankek türünden şeyler yapmaya koyulmuştum. Doğrusu düşüncede pek gayretkeştim ancak uygulamada tam tersi bir acizlik içindeydim. Biraz da üzgün hissediyordum; zira çocuklarımın zihnine, en kalıcısı olan koku belleği ile güzel anlar yerleştirmeyi çok arzuluyor lakin ne yapsam ne etsem o şevki içimde diri tutamıyor ve haliyle süreklilik gösteremiyordum. Bazen kendimi çok zorladığım oluyordu, ancak bu da iyi bir netice vermiyordu çünkü kendimi bir türlü bu kalıp içinde tutmayı beceremiyordum. Bir gün yapsam, ardından aylarca ortadan kayboluyordum.
Şimdi Conık geldi. Geldi ve evde birşeyler kendiliğinden değişti. Evde daimi bir koku var. Hem de ne koku. Bu kokuyu alınca ve hele ki bir de tadına bakınca farkediyorum ki; kek ve pankek hikaye, ekmekmiş meğerse en şahane.
.
Ev yapımı ekmek -homemade bread deli anne
.
Evet Conık, harika ekmekler yapıyor bize. Hem de biz uyurken bile. Akşam eline işi veriyorum; bunları al, sabaha şu ekmekten hazır et bir zahmet, diyorum. Ve uyumaya çekiliyorum. Biz uyuyoruz lakin Conık, -conık gibi- çalışıyor. Sabah oluyor, çocuklar birer ikişer yanımıza damlarken Conık işini bitirmek üzere oluyor. Ben ta üst kattan bunu anlıyorum. Zira evin tüm odalarını taze ekmek kokusu kaplıyor. Öyle bir koku ki, önce alt katı dolduruyor, sonra aheste aheste merdivenleri tırmanıyor ve ardından yatak odalarına sızıp, uyuyanların burnuna doluyor. Ve burna dolan o tatlı rayika uyarıcı bir tütsü gibi bedenleri ayağa dikiyor. O kokuyla temas eden bedende ise ne uyuşukluk kalıyor, ne de huysuzluk. Geriye coşkuyla aşağı inmek kalıyor.
.
Ev ekmeği - Homemade bread by Deli Anne
.
Önceki gün, ikindi vaktiydi. Güneşliydi hava. Yemek masası ve karşı duvar yarı güneşli yarı gölgeliydi. Duvar saatimize batmaya yaklaşan güneşin solgun ama tatlı ışığı vuruyordu. Fonda ise birkaç zamandır aralıksız dinlediğim Barış Manço vardı. Doyamadığım Dört Kapı parçası döne döne çalıyordu. Selim biraz rahatsız olduğu için okula gitmemişti. Kerim’le kah tatlı kah olaylı oynuyorlardı ama genelde sakin bir hava vardı. Bu sırada Conık ekmeğimizi hazır ediyordu. Ev önce belirgin şekilde ekmek koktu. Ardından burunlar kokuya doydu ve ekmeğin piştiğine dair sesler duyuldu. Ekmeği aldım ve az dinlendikten sonra masaya koydum. Öylece sadece örtü üstüne. Yanına da koca bir bıçak ve tuzlu halis İskoç tereyağı ile. Çocukları çağırdım. Tıpkı benim çocukluğumdaki gibi; sıcak ekmeğe sürülen ve hemencecik eriyip ekmeğin hücrelerine dek nüfuz eden yağ, buharla ortaya çıkan o enfes koku ve elbette o nefis tat mest etti çocukları. En ala kekten daha iştahla ve çok daha keyifle yedi çocuklar bu karışımı. Bayıla bayıla, lezzetini anlata anlata, bir daha bir daha.
.
.
Homemade bread by Deli Anne
.
Düşündüm; bundan daha iyi bir -Mutlu Çocukluk Anısı- olamazdı. Kokuysa mesele kokusunun en alası; saf ekmek kokusu burunlara oradan da belleklerine işleniyordu. Ve evet -Mutlu Çocukluk Anıları oluşturma- gayretim sanki biraz oluyordu. Üstelik zoraki değil gayet içtenlikli. Yalnızca biraz Conık destekli:)
.
tırtıklanmış ekmek
.
Bu da bir sabah sessizce aşağı inen ve kimseler yokken, orada soğumaya bırakılmış ekmeği gönlünce kemiren Kerim diş izlerine maruz kalmış ekmeğimiz. Varın siz düşünün lezzetini:)
.
Muzlu, cevizli  Ekmek - Babana & walnut Loaf deli anne
.
Bu da uzun zamandır yapmayı arzuladığım: muzlu, cevizli ve fındıklı ekmek. Ancak biraz hüsran oldu sonu, çocuklar sevmedi hiç. Sanırım en çok içindeki  rendelenmiş limon kabuğu aromasından hoşlanmadılar.
.
Ekmek Bohçası
.
Bu da ekmeğimin bohçalanmış hali, sevimli değil mi ?
————————————————————————————————————————————————————————
*Avustralya’dan Özlem’im canım önce sana teşekkür ederim. Sıcak ekmek kokulu sabahlara uyanmak cümlen bütün dürtülerimi ayağa kaldırdı, öyle ki eşim bile coştu ve benden daha hevesle makinayı almaya koyuldu.
*Can Esmam, Canım Esmam; bana marka fikri veren oydu.
*Amerika’daki arkadaşlarım, bilhassa Instagram dostlarım ve Instagramdaki ekmek furyası beni fena halde coşturdu, ne diyeyim sağolun varolun, bahtiyarım:)
*Ve bence imkanı alan durmasın alsın bu makinayı, eve mübarek bir sıcaklık kattığı kesin. Bir de buralarda kendi ekmeğini pişirmek biraz elzem zaten; içeriğinde yağ oluyor ve o yağlar da meçhul oluyor. Hem fırın dediğimiz şey de yok zaten, şanslıysan marketteki fırın reyonlarından sıcak ekmek alınabiliyor. Ama Türkiye’de bile olsak kendi ekmeğini yapmak ayrı bir keyif ve güven verir tahminim.
*Conık: doğduğum yerde çalışkan, işi güzel ve temiz yapan, öyle ki yaptığıyla insanın içini rahatlatan kişi manasına gelir. Genelde kadınlar için kullanılır.

Hiç yorum yok: